Dünyayı keşfet

Yaratık Külliyatı · The Witcher 3: Wild Hunt Remastered

129 Yaratık Külliyatı kaydına göz at.

Dünyayı keşfet

İlgili içerik

Hızlı aramaİçeriği filtrele

129/ 129 sonuç

Yaratık Külliyatıİşçi EndregalarYaratık Külliyatı

İşçiler zararsızdır sanmıştım. Yanılmışım. – Aksak Janne, tuzakçı. İşçiler en kalabalık, bu yüzden de en sık karşılaşılan endrega sınıfıdır. Kolonideki görevleri yuva va koza yapmak, yiyecek toplamak ve yumurtalarla larvalara göz kulak olmaktır. Tehdit altında olduklarında savaşçıları yardıma çağırırlar, yine de kendilerini savunmak zorunda kalırlarsa bunu yaparlar ve bunu şaşırtıcı ölçüde de iyi yaparlar.

Yaratık KülliyatıDron EndregalarYaratık Külliyatı

Tembel, hımbıl insanlar bazen dron olarak adlandırılır. Bu dron endregalara bir hakaret sayılır, onlar en azından savaşmak için kıçlarını kaldırırlar. – Evelynn Harker, otacı Erkek endregalar (‘dron' olarak adlandırılırlar) hayattaki tek amaçları yemek, savaşmak ve üremek olan pisboğaz yaratıklardır. Yine de bu saldırgan avcılar yuvalarından dışarı çıktıklarında önlerine gelen her yaratığa saldırırlar.

Yaratık KülliyatıAraknomorfYaratık Külliyatı

Örümcekle sinek asla yan yana durmaz. – Ofierli atasözü Bizim topraklarımızda da benzer bir söz, araknomorflar ve onlardan kaçamayan canlılar (yani dünyadaki neredeyse tüm yaratıklar) için söylenebilir. Toprak süren ve ağaç kesenlerin günlük işlerini yaparken onlardan korkmasına gerek yoktur. Zira sıradan örümceklerin uzak, Birleşim sonrası akrabaları olan araknomorflar çoğunlukla, derin, karanlık mağaralar ile tenha nemli bataklıkları tercih ederler. Ancak araknomorflar ile karşı karşıya gelenlerin yapacağı en iyi şey, vicdanının temiz olduğunu ve dünyada yarım kalmış bir iş bırakmadığını ummaktır. Zira yaşamı birazdan sona erecektir. Çünkü dünyadaki en hızlı adam bile bu yaratıklardan kaçamaz ve sadece birkaç efsunger onları öldürmeyi umabilir. Daha da kötüsüyse, bir öküzün tamamını saniyeler içinde mideye indirebilen araknomorf devleri adıyla bilinen daha saldırgan ve tehlikeli türüdür.

Yaratık KülliyatıArı TayfıYaratık Külliyatı

Bir şey topraklarımızı ve kovanlarımızı mahvetmiş. Biz onun... arı tayfı olduğunu düşünüyoruz. Holofernes Meiersdorf

Yaratık KülliyatıBergaman MaderşahıYaratık Külliyatı

Eğer ateş saçıp zehir dolu dikenleri olan kuyruğu ile saldıran, keskin dişleri ile ısırıp daha da keskin pençeleri ile hamle yapan ve avını sonik bir ses patlamasıyla yere sermeye çalışan bir yaratık görürseniz, bir Bergaman ile savaşıyorsunuz demektir. Böyle cephanesi olan drakonidlerin, ejderhalarla karıştırılmasına şaşmamalı. Ancak uzmanlar (yani efsungerler), bergamanların ejderhalardan çok daha küçük, daha az tehlikeli ve tamamen farklı bir tür olduğu bilir. Bir istisna hariç: Üreme dönemindeki bergaman dişileri veya daha da kötüsü, yumurtladıktan hemen sonraki hâlleri. Bunlarla dövüşürken önerim, tehlikeden olabildiğince çabuk uzaklaşmak, mümkünse arkaya bakmadan tam hız koşmaktır.

Yaratık KülliyatıDefne'nin HeyulasıYaratık Külliyatı

Geralt, Toussaint'da konakladığı sırada kendini ilginç bir jinodendromorfi -ağaca dönüştürülmüş bir kadın- vakası içinde bulur. Adamın biri bu ağacın kabuğunu söktüğünde kan akmış, rüzgâr yapraklarını savurduğunda ise sineden hıçkırıklar işitmişti. Geralt'ın bu meseleye eğilmesi üzerine, bu dönüşüme sebep olanın bir büyü (veya muhtemelen bir lanet) olduğunu öğrenir. Mevzu, şüphesiz ki kadının geçmişindeki hüzün dolu bir döneme dayanmaktadır. Defne'nin gezgin şövalye olan hayatının aşkı, Vaşak Kayalıkları'nın cadısına gider fakat bir daha dönmez ve arkasında hasretle ve kederle yolunu gözleyen birini bırakır.

Yaratık KülliyatıÇığlıkatanYaratık Külliyatı

Bir sorununuz olduğunu duydum, çığlıkatan dediğiniz bir canavar hakkında? Çoğunlukla inekleri, keçileri kapıp götürüyor ama insana denk gelirse de hayır demez. - Karga Tüneği'nde kulak misafiri olunan bir konuşma

Yaratık Külliyatıİşçi KikimorlarYaratık Külliyatı

Ahmak ihtiyar eve yüzü gözü morarmış hâlde geldi. Lafta ormanda kikimorlar üzerine saldırmış. Kimi kandırıyorsa?! Gventte hile yaptığı için arkadaşları buna vermiş sopayı işte. Kikimorlar saldırsaydı kesin ölürdü. Ben de sonunda rahata kavuşurdum. – Lavinia, Beauclair hancısının eşi Kikimorlar koloniler oluştururlar ve bu açıdan karınca gibi böceklere benzerler. Kikimor kolonisinin başında bir kraliçe bulunur ve koloni bir tür sosyal hiyerarşi düzenine sahiptir. işçi kikimorlar avlanma ve yiyecek getirme işi ile uğraşırken, askerler yuvayı saldırganlara karşı korurlar. Bir işçi tek başınayken zayıf bir kişi ya da bir çocuk tarafından bile öldürülebilir. Ancak, kikimorlar birkaç düzine ya da daha fazla bireyden oluşan gruplar hâlinde hareket ettiklerinden ötürü, tek başına kalmış bir işçi kikimora oldukça ender rastlanır. Kikimor sürüsü gören normal bir insanın tek savunma mekanizması kaçmaktır. Kaçmak bile her zaman işe yaramayabilir.

Yaratık KülliyatıAlplerYaratık Külliyatı

Bruksa gibi görünüyordu ama bruksa falan değildi… - Bir Falkoane ayanı ile bir efsunger arasında geçen konuşmadan bir kesit. Alpler, görünüş olarak bruksalara benzeyen vampirlerdir. Kimileri onlara tayf demektedir, ki tayflar gibi insanları avlayıp işkence ettikleri düşünülecek olursa bu, uygun bir yakıştırmadır. Hayvan olarak görünebilseler de genellikle kadın suretine bürünmeyi tercih ederler. En çok, köy yakınlarında kol gezdikleri görülmüştür. Geceleri saldırırlar ve dolunay vakitleri en faal oldukları zamanlardır. Alp salyasının, uyutabilme özelliği bulunur, uyuyan birine uygulandığında ise korkunç rüyalar görmesine yol açabilir. Kimileri, sağlıklı biçimde yatmaya gitmiş fakat sabahleyin damarlarına bir damla bile kan olmadan bembeyaz kesilmiş hâlde bulunan adamlarla ilgili efsanelerin alplerden kaynaklandığını öne sürmektedir.

Yaratık KülliyatıPat-KütYaratık Külliyatı

Onlar geldi trolün evine. Trol dedi, "Dışarı insanlar!" Ama onlar trole taşları pat-küt ettiler. O yüzden trol de onlara pat etti! - Pat-küt diye bilinen kaya trolü

Yaratık KülliyatıKurtadamlarYaratık Külliyatı

Kurtlar söylendikleri kadar kötü değiller. Lakin kurtadamlar oldukça kötü ve korkunçturlar. – Elsa Vilge, okçu Kurtadamlar kurt ve insanın karışımı yaratıklardır. Yaratık formundayken iki taraflarının da en kötü yanını alırlar: Kurdun öldürmeye ve ete olan açlığı ile insanın vahşi ve kurnaz zekası. Kurtadamlık bir lanet sonucu ortaya çıkar ve dönüşümler bilinçli bir şekilde olmaz. İnsan formuna döndüklerinde, yaptıklarının hiçbirini hatırlamazlar yoksa çıldırırlar ve kendilerini öldürürlerdi.

Yaratık KülliyatıSu CadılarıYaratık Külliyatı

Halkın inanışına göre su cadıları, garkolanların karısıdır. Eğer bu doğruysa, huysuz birer orospu olmalarına şaşmamalı. – Dregsdonlu Shembel Bazı masallara göre su cadıları ve bataklık kızları, kayıp yaşlı kadın kılığına girerek gezginleri bataklıktaki köhne kulübelerine çekerlermiş. Gerçekte ise sadece kör bir adam ya da fazla içmekten önünü göremeyen bir adam bir su cadısının çürümekte olan pis inini şık bir kulübeye ve çirkin cadıyı da masum bir nineye benzetebilir. Buruşuk, siğil dolu vücutları neredeyse iki metre boyundadır. Derilerinin rengi uzun süre önce ölmüş bir kadavranınkine benzer ve çok kötü çamur balık karışımı kokar. Sırtlarından uzun bir kemiksi yapı çıkar, saçları birbirine dolanmış deniz yosunu gibidir ve kurtadamlarınkine benzer pençeleri de resmi tamamlar.

Yaratık KülliyatıGrifinlerYaratık Külliyatı

Evet, yarı kartal, yarı vaşak, tıpkı lordun armasındaki gibi. Tek farkı bu, asa yerine benim ölü ineği taşıyordu. –Grifin saldırısı tanığı, ismi bilinmiyor Grifinler bir zamanlar sadece dağ sıçanı ve yaban keçileri avladıkları noktalar olan yüksek dağ yamaçlarında ikâmet ederlerdi. İnsanlar, topraklarını gasp etmeye başladıklarındaysa grifinler çok geçmeden daha bereketli ve avlaması kolay bir kaynak buldular: inekler, koyunlar ve çobanlar. Gerçi hâlâ ana yollardan ve kasabalardan (efsunger tutma ihtimali yüksek ahalinin yaşadığı yerler) uzak dursalar da bu yarı kartal, yarı vaşak görünümlü yaratıklar ender bulunmaktan çıkıp sıkça rastlanan varlıklara dönüşerek Kuzey Diyarları'nda tanınır oldular. Bilhassa nefret edilen alt türleri, kral grifini ve şahgrifin olarak bilinirler.

Yaratık KülliyatıKocakarılarYaratık Külliyatı

Kardeş kocakarılar, el ele kol kola, dehşet saçar hem denizde hem karada, dolaşırlar hep bir arada: üç sana, üç bana ve bir üçlü daha, toplamı varmalı dokuza. Macveth, Perde 1, Sahne 3 Dünyamızın uzak köşeleri, insanlardan daha yaşlı, akademiler ve büyücülerden daha kadim, elfler ve cücelerden daha ezeli varlıklara ev sahipliği yapar. Kambur Batağı Kocakarıları da böyle yaratıklardır. Kimse gerçek adlarını ya da böyle canavarların nereden doğduğunu bilmez. Halk üç kızkardeşe Dokuyucu, Demleyici ve Fısıltıcı adlarını vermiştir ve bu üçlüyü ya "Ormanın Hanımları" ya da "İyi Hanımlar" lakaplarıyla anmaktadır. Kocakarılar, Velen'in gerçek saltanatıdır, zorlu zamanlardan çıkmalarına yardım ettikleri kişiler, sorgusuz sualsiz itaatkârlıkla geri döner. Oldukça güçlü, büyücülerden farklı ve güçlü büyülere sahiplerdir. Su ve topraktan güç alırlar, yaşadıkları yere bağlılardır. Kocakarılar kendilerine ait ormanlarda yaşanan her şeyi duyarlar, geleceği tahmin ederler, insan hayatının iplerini çekerler, bereket ve lanet getirirler. Kocakarılar, ölümsüz olmak için hem isteklidir hem de ellerinden geleni artlarına koymazlar. Büyülü iksirler onları yaşlanmaktan korur ve genç kadınlar gibi görünmelerini sağlar. Bu iksirler ve yaşadıkları bataklıkla olan mistik bağları, onlara doğaüstü kuvvet ve canlılık kazandırır.

Yaratık KülliyatıCinnetkârlarYaratık Külliyatı

Çorbanı hemen bitir, yoksa bir cinnetkâr gelip seni olduğun gibi hüpletir. – Çocuğunu azarlayan Skellige'li anne. Skellige efsanelerinde savaşın gazabıyla ayılara dönüşebilen cinnetkârlardan bahsedilir. Bu dönüşümle bilinçlerini kaybederler ve insan formuna dönebilmek için söndürmeleri gereken kana susamışlıkla gözleri hiçbir şeyi görmez. Ancak bu dehşetengiz efsanelere, en saçma efsanelere bile hemen inanan Skellige halkı arasında bile, pek inanan yoktur. Bu durum ya fazla uçuk hayalgüçlerinin bir eseridir, ya da bu varlıkların bir şekilde yeteneklerini adalılardan gizlemeyi öğrenmiş olmalarının bir sonucudur.

Yaratık KülliyatıÇorlarYaratık Külliyatı

Çorlar zebanilerden küçüktür, doğru. Ama adamı öldürecek kadar da büyüktürler. –Agnes Thistle, Kara Ormanlı otacı. Çorlar, zebani ve bumbakveçlerin bir miktar daha küçük akrabalarıdır. Ama küçük boylarının bir tehlike teşkil etmediğini düşünen efsungerler vahim bir yanılgıya, kariyerlerini tamamen bitirebilecek türden bir yanılgıdır bu, düşerler. Karanlığı ve kadim ormanları mesken edinmiş bu yaratıklar, insanoğluna en büyük tehlike teşkil eden yaratıklardan biridir.

Yaratık KülliyatıHarrisiYaratık Külliyatı

Bize saldırdı… Tanrılar adına, neydi bilmiyorum ama en az dört karış boyunda vardı! -- Velen'li köylü kadın

Yaratık KülliyatıTufo CanavarıYaratık Külliyatı

Gezgin bir şövalyenin bir gûlu öldürmesi veya köpek sürüsü olan bir köylünün, kimi zaman bir ayıyı alt etmesi mümkündür. Fakat bir şeyi açıklığa kavuşturalım: Şimdiye dek dövülmüş en iyi çelik zırh veya bizzat Aziz Plegmund'un köprücük kemiği bile bir ölümlüye, yerin derinliklerinde yaşayan yaratıklara karşı savaşıp sağ çıkma şansı sunmayacaktır. - Kıdemli Toussaint Dükalık Muhafızı, yeni başlayanları eğitirken

Yaratık KülliyatıAk HanımYaratık Külliyatı

Micko ve çetesi mi? Onlar da kim? Dört eleman, sarhoş ve işe yaramazlar o kadar. Biraz içtikten sonra, her biri Ak Hanım'ı becerebileceğini düşündü, belki de Hanım ondan sonra gitmiştir. – Konuşma, Novigrad'ın dışındaki bir tarlada duyuldu.

Yaratık KülliyatıGarkolanlarYaratık Külliyatı

Suyun kenarındayken sessiz olmanız lazım. Bunun ilk sebebi balıkları korkutmamak. İkincisi ise garkolanların dikkatini çekmemek. – Blavikenli Yanneck, balıkçı Bir garkolan, gölün dibinden çıkarılmış bir cesede benzer. Acayip derecede mavi ya da yeşil renktedir, bütün gözeneklerinden çamur ve pislik akar, etrafa çok keskin bir çürük kokusu yayar. İşte bu yüzden garkolanların (vodnikler, mucknixerlar ve boğulmuş ölüler gibi diğer tehlikeli kuzenleriyle birlikte) sığ sularda boğulanların cesetlerinden ortaya çıktığı düşünülür: Bataklığa düşen gezginler, kıyıdan çok fazla uzaklaşan çocuklar ya da vodniklerin durumunu düşünecek olursak dar bataklık patikalarında takılıp düşen sarhoş köylüler.

Yaratık KülliyatıCinlerYaratık Külliyatı

Lambadan kırmızı bir duman yükseldi. Duman önce titreşti, sonra şairin gözlerinin önünde, havada asılı duran garip bir şekle büründü... –İlk Özlem, Her Şeyiyle Fantastik Bir hikâye Bir cin güçlü bir hava ruhudur, bu elementin gücünün bilinç ve (genelde kötücül olmak üzere) karakterle birleşiminin yoğuşmasıyla oluşur. Efsaneye göre, cinler en uçuk arzuları bile gerçekleştirebilirler, bunu her ne kadar istemeyerek yapsalar da. Çok güçlü büyücüler bu yaratıkları yakalayabilir ve evcilleştirebilirler. Bunu başarabilen bir büyücü bu ruhun enerjisiyle, geleneksel kaynaklar aracılığıyla Kudret çağırmadan büyüler yapabilir. Ne var ki pek az kimse bunu başarabilmiştir zira cinler böyle bir sondan kaçmak için var güçleriyle savaşırlar. Bir cini yakalayıp boyun eğdirmek isteyen biri öncelikle cini zayıflatmalıdır ve bu kolay bir iş değildir. Cinlerle savaşmak olağanüstü derecede zordur. En başarılı insan büyücülerin yıllarca çalışsalar da erişemeyecekleri bir ustalıkla, göz açıp kapayana kadar büyüler yapabilirler. Dahası, hava elementini kontrol ederek tufanlar, güçlü fırtınalar, hatta kasırgalar yaratabilirler. Neyse ki her büyülü yaratık gibi gümüşe karşı dayanıksızdırlar lakin çelik kılıç bunlara işlemez.

Yaratık KülliyatıİmpYaratık Külliyatı

Gerçekten bir efsungeri kızdırmak mı istiyorsun? Gerçekten istiyor musun? - Novigrad sokaklarında duyulan bir diyalog

Yaratık KülliyatıBasilisklerYaratık Külliyatı

Bir basilisk ile yiğitçe savaşırken hayatını kaybeden asil şövalye Roderick'in anısına. Canavarın onun kemikleriyle boğulması ümidiyle… – Mezar taşında yazanlar, Vizima Mezarlığı. Genel inanışın aksine, basiliskler bir şeyi bakışlarıyla taşa çeviremezler. Fakat asitlerini, zehirlerini, pençelerini ve dişlerini göz önüne alacak olursak öldürmek için buna ihtiyaçları olmadığı kesin.

Yaratık KülliyatıUhreviYaratık Külliyatı

İnsan zihni, denizler ötesindeki topraklar kadar yabani ve keşfedilmemiş bir yerdir. İçerisinde pek çok tehlike yuvalanmıştır: Korkular, acı dolu hatıralar, travmalar. Bunlar, kendilerini göstermek…ve bizi yok etmek için zayıf bir anımızı kollayan yırtıcılar gibi bilincimizin kenarlarında dolanırlar. – Arturius Vigo, "Büyülerin ve Yanılsamaların Özü." Iris von Everec'in zihninde yaratılan resmedilmiş dünyayı çoğunlukla onun anılarındaki şahsiyetler mesken tutmuştu ancak bu dünya aynı zamanda tehlikeli, yırtıcı yaratıklara da ev sahipliği yapıyordu: Kadının korkularının vücut bulmuş hâllerine. Bunların en tehlikelisi olan Uhrevi ise en büyük korkusunu uyandırıyordu: Bu yaratık, kocasının yüzüne sahipti. Uhrevi, görünüş olarak Olgierd'a benzemesinin yanı sıra Olgierd'ın kullandığına benzer bir teknikle dövüşüyordu. Bu yaratıkların altı tanesinden oluşan bir grup, Geralt için pusuya yatmıştı ancak ilk başta sadece bir tanesi onunla kavgaya tutuştu. İlkinin ölümü diğerini uyandırdı, ki bu ilkinden daha güçlüydü. Sonra diğeri derken bu döngü en güçlü uhrevi alt edilene kadar devam etti. Geralt'ın yine de dikkatli olması gerekmişti, çünkü sırasını bekleyen varlıklardan birine vereceği en ufak bir hasar bile onun canlanmasına ve dövüşte hâlâ hayatta olan yoldaşına katılmasına sebep oluyordu. Sonunda, kâbuslardan fırlamış bu yaratıklara karşı en iyi taktiğin doğru zamanlanmış karşı saldırılar olduğu ortaya çıkmıştı.

Yaratık KülliyatıGaelYaratık Külliyatı

Vampir ısırıkları ve... Kesif alkol kokusu. – Rivialı Geralt

Yaratık KülliyatıMourntartYaratık Külliyatı

Birileri bir şeyler pişiriyormuş... Bu... Bu bir insan kemiği... Bir çocuğa ait. – Rivialı Geralt

Yaratık KülliyatıHorozbaşlarYaratık Külliyatı

Sekiz ineğim vardı, beşi süt ineğiydi. Sonra bu horozbaş geldi, şimdi elimde tek kalan boş arazideki kurumuş köfteler. – Jethro, Pindal köyünden Aptalca hurafeler, tıpkı basiliskler gibi horozbaşların da bir bakışla istediğini öldürebildiğini iddia eder. Bu tamamen saçmalıktır, bir horozbaşın bakışı kızgın bir keçininkinden daha zararlı değildir. Ancak keskin gagaları ve uzun kuyrukları gerçekten birer cinayet silahlarıdır ve bunlara karşı dikkatli olunmalıdır.

Yaratık KülliyatıGûllarYaratık Külliyatı

Gûllar geceleri avlanırlar Gördükleri her şeye saldırırlar Dikkat, bir anda seni de yerler Gûl yahnisi yapıp hüpletirler! – Çocuk tekerlemesi Gûlları ve ölüyiyenleri açıklamak zordur. Bir anlamda insanları andırırlar lakin bakıldığı zaman, insanı insan yapan her şeyin tam zıttıdırlar. İnsanlar gibi kolları ve bacakları olsa da köpekler ya da porsuklar gibi dört ayak üstünde hareket ederler. Yüzleri insan yüzüne ürkütücü derecede benzese de bu yüzde bir duygu, mantık, hatta bilinç parıltısı aramak beyhudedir. Ancak ve ancak tek bir güdüyle hareket ederler: İnsan etine karşı doymak bilmez bir açlık.

Yaratık KülliyatıDettlaff van der EreteinYaratık Külliyatı

İzlemesi dehşet vericiydi… O beyefendi aniden korkunç bir hayvana dönüştü. Pençeleriyle o adamları usta bir kasapmışçasına parçalara ayırdı… - Dettlaff'ın saldırılarına şahit olmuş biri Dettlaff, bir yüce vampirdir ve dünyadaki gelmiş geçmiş en korkunç yaratıklardan biridir. Türünden bazı vampirler insanlar arasında kolayca ve şüphe uyandırmandan yaşamış, hatta topluluklarının güvenini ve idaresini kazanmışlardır. Yine de en medeni vampir dahi kışkırtıldığında çok tehlikeli olabilmektedir ki Dettlaff da… Medenilikten çok uzaktaydı. Detlaff, iki ayaklı hâlindeyken şaşırtıcı ve eşsiz yollarla saldırdığından ötürü son derece dikkatli ve tetikte olunması gerekir. Büyük bir güç ve hassasiyetle kullandığı jilet kadar keskin pençeleri onun ana silahı olsa da, insan silahlarını da fevkalade bir maharetle kullanabilmektedir. Bütün yüce vampirler gibi Dettlaff da sise dönüşüp hasımlarının etrafını sarabilir. Bu hâle bürünmüş bir vampirle savaşırken, yoğun büyü saldırılarına ve havadan gelen saldırılara dikkat edilmelidir. Dettlaff yaralandığında, çok çaba harcamadan düşmanlarını sersemlettiği güçlü uzantılara sahip olduğu kanatlı formuna geçiş yapacaktır. Yüce vampirler ölümsüz yaratıklar oldukları ve savaşırken hayatları için endişe etmedikleri için her türlü riski aldıkları unutulmamalıdır. Görünmez olabilirler ve dövüş esnasında güçlerini tazeleyebilmeleri mümkündür. Sonuç olarak bu yaratıklar, bir efsunger için bile baş etmesi oldukça güç düşmanlardır.

Yaratık KülliyatıNekkerlerYaratık Külliyatı

Dikkat edin beyler, bu köprünün altında nekkerler var. Eğer köprüyü yavaşlamadan ve durmadan hemen geçerseniz, korkacak bir şeyiniz yoktur. Fakat yük arabanızın dingili çıkar da burada kalırsanız... İşte o zaman gözünüzü kapatıp Melitele'ye dua edin. – Kurt Hammerbach, Vengerberg şehir muhafızı Yalnız bir nekker zararsızdır. Beş tanesi tehlikelidir. On tanesi, kıdemli bir yaratık avcısını bile öldürebilir. Esas tehlikeliler, savaşçı olarak bilinen, daha büyük ve kuvvetli olanları ile phoocas olarak bilinen, nadir bulunan nekker türüdür.

Yaratık KülliyatıTablodaki HeyulaYaratık Külliyatı

Bir heyulanın çoğu zaman bir nesneyle (hayattayken çok sevdiği bir şey) ya da bir mekânla (örneğin öldüğü yer) bağı vardır. Her iki durumda da aynı etmenle karşı karşıyayız: Heyulanın gücünü aldığı, güçlü bir duygusal bağ. – Inigo Swann, "Doğal Dünyanın Ötesi." Geralt, von Everecler'in terk edilmiş malikânesinde dolanırken, bir kadının eve musallat olmuş heyulasıyla karşılaştı. Huzursuz ruhun, evin mobilyaları, özellikle de duvarda asılı duran tablolar üzerinde bir hâkimiyeti vardı. Tabloların tuvalleri arasında özgürce hareket edebiliyor, birinden girip diğerinden çıkabiliyordu. Başta Geralt'ı korkutup araştırmasını yarım bıraktırmaya çalışsa da bu stratejinin işe yaramayacağı anlaşılınca doğrudan saldırıya geçti. Geralt'ın heyulaya karşı verdiği savaş oldukça çetin geçti, çünkü öfke dolu heyula, gözü dönmüş bir saldırganlıkla hücum ediyordu. Darbelerini savuşturmak için Geralt, nefes almaya ya da kendi saldırısını gerçekleştirmeye fırsat bulamadan, şimşek hızında hareket etmek zorunda kalmıştı. Dahası heyula, çevresindeki tablolar ile bir bağ oluşturmuştu ve efsunger bu bağı koparana dek, kaybettiği gücünü sürekli geri kazanacaktı. Tablodaki Heyula'ya karşı galip gelmenin kilit noktası, heyulanın darbelerini savuşturmaktan ve sadece doğru anlarda saldırmaktan geçiyordu. Telaşla yapılan her saldırı teşebbüsü, heyulanın ölümcül karşı saldırıları ile cezalandırılıyordu.

Yaratık KülliyatıVahşi DomuzlarYaratık Külliyatı

Küçük vahşi domuzun Nasıl da parlak boynuzu, Orman tabanında tepinir, Ağaç kabuklarına sürtünür! Bak nasıl da güler Pençelerini nasıl büker, Küçük kızları da yanına, Gülümseyerek çeker! Charolleli Louis, matematikçi, yazar ve şair Bu orman yaratıkları, isimlerinden de anlaşılacağı gibi "vahşi", yani evcilleşmemiş, pis ve saldırgandır. Bugüne dek çevre Kaedwen köylerindeki birçok köylü, vahşi domuzların genç kızlarla beslendiğine inanır ama aslında, açlıklarını genelde kökler ve palamutla doyururlar. Ancak bu vejetaryen diyetleri yüzünden zararsız olduklarını düşünmeyin. Hatta bu hayvanların sağlam yapıları ve keskin dişleri onları birer kürk kaplı saldırı makinesini dönüştürmüş durumda. Tabiat Ana onlara ayrıca bir çift de üst "kaval", dişler, ve alt "bıçaklar" vermiş, ki bu silahların toplamı da bu canavarı ormanın afeti kılıyor, bu, ormana giren veya orada yaşayan herkes için geçerli. Ayrıca, köylülerin düdük dediği sert, sopaya benzer burunları vardır, gerçi hiçbir domuzun düdük benzeri bir ses çıkardığı da görülmüş değildir. Onun yerine, çok şişman bir adamın horlama sesine benzeyen, kendilerine has bir homurtuları vardır. Bir diğer köylü inanışı da domuzların çok alıngan olduğuna dairdir, eğer onları incitirseniz, öfkelerini çitleri yıkıp, patatesleri ezerek çıkarırlarmış. Bazen her ne kadar yalnız yaşasalar da, domuzlar genelde üç beş hayvanın bir arada olduğu gruplar halinde dolaşır.

Yaratık KülliyatıSirenlerYaratık Külliyatı

Eğer denizde bir kadının güzelce şarkı söylediğini duyarsan, dümeni ters tarafa kır. Anladın mı? Doğrudan bir fırtınaya gidiyor olsan bile... – Hindarsfjall'lı Arike, oğluna, tek başına ilk yolculuğuna çıkmadan önce nasihat veriyor Becerikli avcıların ejderleri çekmek için tahta ördekler kullanması gibi, sirenler ve lamialar da erkekleri kendilerine çeker - bedenlerini bir yem olarak kullanırlar. Kendilerini güzel insan bakirelere benzeyecek şekilde değiştirebilirler, tabii bacaklarının yerinde pullarla kaplı kuyruklar bulunur. Saf bir denizci, bu güzel yaratıkların menziline girdiğinde ise, yüzleri dişlerle çevrelenmiş, balığı andıran bir çeneye sahip olur ve bilinmeyen zevkler vaadeden şirin kuyrukları, sivri, ölümcül pençelere dönüşür.

Yaratık KülliyatıBuz trolleriYaratık Külliyatı

Kışımız soğuk ve uzundur, ayaz ayaklarını yakar, kar yağıp toprağı soğutur ve buz devleri uykudan kalkar! – kuzey Kaedwen'de duyulan bir halk ezgisi. Karların örttüğü tepelere tırmanmak, güvenli bir çaba değildir. İnsanlar kayıp yarıntılara düşebilir, çığ altında kalabilir ya da buz trollerine rastlayabilir. Daha alçak kesimlerde bulunan kaya trollerinin aksine, don tabakasında yaşayan bu yaratıklar, karşılaştıkları her insanı, yemeklerinin bir parçası olarak görür.

Yaratık KülliyatıAlgûllarYaratık Külliyatı

Bir algûl esasında güçlü bir gûldur – Yarpen Zigrin, cüce savaşçı Algûllar normal gûllardan boyut, güç, renk ve en önemlisi, zekâ bakımından ayrılırlar. Gûllar ve ölüyiyenler en basit tuzağı bile kurmaktan aciz basit yaratıklarken, algûllar ve muadilleri (örneğin semetorlar) etraflıca düşünebilirler ve bu yüzden çok daha tehlikelidirler.

Yaratık KülliyatıKöpeklerYaratık Külliyatı

Bir köpek, bir insanın en iyi dostudur derler... Fakat bu kötü zamanlarda, bir kişi tetikte olsa iyi olur, arkadaşlarına karşı bile... – Novigradlı dilenci Alfred Pankratz Bazıları, köpeklerin, sahiplerinin bir yansıması olduğunu iddia eder. İyi davranılan bir evcil hayvan, sahibine sadakat ve güven barındırır, kötü muamele gören de bağırmalara havlayarak, tekmelere de ısırarak cevap verir. Kötü adamlar ibadullah mevcut olduğundan, kötü köpekler de ibadullah mevcuttur. Bunların en kötüleri de insanlığa karşı saygısını tamamen yitirmiş, kan ve leşi beslenme şekli hâline getirmiş, başıboş köpeklerdir.

Yaratık KülliyatıKatakanlarYaratık Külliyatı

Melitele, Yüce Ana'mız, bizi kötülükten koru, kirli şeytan ve adi iblislerden sakın, özellikle de katakanların ve nekuratların pençelerinden... – bir dua parçası Katakanlar ve daha tehlikeli soydaşları nekuratlar, insan korkusunun vücuda gelmiş halleridir. Gölgelerde saklanırlar. Kanla beslenirler. Büyük yarasaları andırırlar, uzun dişleri ve daha da uzun pençeleri vardır. Sanki bunlar yeterince korkunç değilmiş gibi, görünmez olabilir, saldırılarının korkusu, kurbanlarını sarmalamadan önce fark edilmeden bekleyebilirler.

Yaratık KülliyatıKoca Kötü KurtYaratık Külliyatı

Neden ellerim büyük diye mi soruyorsun, dostum? Eh, sana sırrımı söyleyeyim: Egzersiz. - Koca Kötü Kurt Binbir Masal Diyarı'nda yaşayan Koca Kötü Kurt, oranın diğer canlıları gibi, Artorius Vigo tarafından halk masallarındaki bir figüre dayanılarak yaratılmıştır. Bir zamanlar dükün kızlarının kırmızı başlıklı bir kız ve ninesinin bulunduğu bir oyundaki oyuncağıyken, masal gittikçe bozulunca, o da beraberinde aynı şekilde değişmiştir. Geralt ve Syanna, Koca Kötü Kurt ile çok fena akşamdan kalma ve huysuz hâlinde karşılaşmıştı. Ancak kahramanlarımızın kurdun elindeki bir fasulyeye ihtiyacı olduğu için onu masaldaki rolünü oynamaya zorladılar. O masal da her zamanki gibi son buldu: Koca Kötü Kurt, Avcı'ya saldırdı (rolü üstlenen Geralt'tı), onu delicesine ısırdı, pençeledi, kendi yaralarıysa neredeyse anında iyileşiyordu. Ancak Koca Kötü Kurt kaçınılmaz bir şekilde öldürüldü ve midesi kesilip açıldı. Ama bu sefer içinden bir nine veya torunu değil, büyülü bir fasulye çıktı.

Yaratık KülliyatıSarastiYaratık Külliyatı

Kazılarda bir odaya rastladık. İçinde bir yaratık uyuyordu. Kirişlerin üzerine düşerek tavanı çökerttik ama bu yaratığı gömmedi galiba. – Velenli Bytomir

Yaratık KülliyatıSavaşçı KikimorYaratık Külliyatı

Sonra prenses kikimor tüm sadık kız kardeşlerini çağırdı ve hepsi gitti! Kraliçelerine zarar vermeye çalışan düşmanlara birlikte saldırdılar. – "Prenses Kikimor ve Dağ Devleri" Cornelius Briggs (cüce çocuk hikâyelerinden bir kısım) Kikimorların birbirleriyle nasıl iletişim kurdukları bilinmiyor. Cesetlerin oldukça toksik yapısı sebebiyle otopsi de gerçekleştirilemiyor. Bilim insanları, kikimorların gözle görülür bir kulağı olmadığını ortaya koydular. Kont di Salvaress adlı bir amatör araştırmacı ise "Canavarlar Arasında Bir Mikroskop" adlı tezinde, kikimorların oldukça gelişmiş bir koku duyusuna sahip olduğunu ve diğer bireylere bilgi aktarmak için havada insanların fark edemeyeceği parçacıkları kullandıklarını öne sürdü. Bu teori henüz kanıtlanmadı ya da çürütülmedi.

Yaratık KülliyatıUluyanYaratık Külliyatı

İşte kontrat. Bu canavarın nasıl bir şey olduğunu biliyor musun? Hayır ama epeyce büyük olmalı. Bir düzineden fazla kurtu boğazlamış - Ihlamurvadisi'nde duyulan bir diyalog

Yaratık KülliyatıProtoflederlerYaratık Külliyatı

Ben hayatımda böyle bir vampir görmedim. - Rivialı Geralt, efsunger Protoflederler, Kürelerin Birleşimi sırasında yüce vampirlerin dünyasından bizimkine gelmiş olan flederlerin akrabalarıdır. Bu türün üyelerinin ön plana çıkan özellikleri, hatırı sayılır raddedeki kuvvetleri ve çeviklikleri olmasının yanı sıra -muhtemelen öteki dünyanın doğasına bağlı olarak- tuhaf bir parıltı yayabilmeleridir. Protoflederlerin dış dünyayla kayda değer bir temasları bulunmamıştır. Zamanlarının tümünü gezegenimizde, havası kendi dünyalarınkine yakın olan Görülmemiş Kadim'in mağarasında geçirmişlerdir.

Yaratık KülliyatıBeauclair YaratığıYaratık Külliyatı

Korkunç canavarın saldırılarına şahit olanlar, söz konusu canavarı tarif etmekte zorlanıyorlardı. Yaratık hızlı hareket ediyor ve genelde geceleri saldırıyordu, görgü tanıkları da genelde çok korkmuş oluyor ve canlarını kurtarmayı düşünüyordu. Bu yüzden efsungerler, nasıl bir yaratıkla yüzleşeceklerini dair izler bulana kadar, genelde yaratığın ne olduğunu pek bilmezler. Beauclair'e musallat olan yaratığın durumu da böyleydi. Geralt onun ölümcül, kurnaz ve inanılmaz derecede zeki olduğunu biliyordu. Onun dışında duyduğu her şey belli ki tehlikeli bir yırtıcıya duyulan korkunun beslediği hayal ürünleriydi.

Yaratık KülliyatıTherazaneYaratık Külliyatı

Hayaletlere inanmam, bu kadar basit. Ama adamlarım evin geceleri sarsıldığını, duvarların çatırdadığını, hatta, yerin bile oynadığını söylüyor... – Kurt Dysart, Anchor Kontu

Yaratık KülliyatıKurbağa PrensYaratık Külliyatı

Kız, göletin kenarında geziyormuş. Orada, mis kokulu zambakların ve geniş nilüfer yapraklarının arasında hiç alışılmadık bir şey görmüş: Siğilli başının üzerinde altın bir taç duran, küçük, yeşil bir kurbağa. Bu tuhaf, minik yaratığın büyüsüne kapılan kız, onu eline almış ve öpmüş. Küçük kurbağa birdenbire yakışıklı bir prense dönüşmüş. Büyük bir minnet duyan prens, kıza evlenme teklifi etmiş. – Halk masalı, yazarı bilinmiyor Eskimeyen öyküler, her zaman içlerinde bir gerçeklik payı barındırır. Kurbağa prens efsanesi de buna istisna değildi. En azından Oxenfurt halkı, lağımlarda kol gezen devasa bir kurbağa olduğunu öğrenince bu masalın gerçek olduğuna inanmak istemişti. Ancak aşk ve daha iyi bir hayat arayışında kurbağanın peşine düşen kadınların hikâyesi, oldukça mutsuz bir sonla bitmişti. Karşılaştıkları yaratık küçük, tatlı bir kurbağa değil, kadınların öpücük isteklerini reddetmekle kalmayıp, onları ve salgı kaplı inine yaklaşan başka her şeyi açgözlülükle mideye indiren kana susamış bir canavardı.

Yaratık KülliyatıZırhlı ArakaslarYaratık Külliyatı

Bu bizim ‘zırhlı arakas' dediğimiz bir müşteri. Dışarıdan sert ve zorlu ama kıyafetlerini çıkarınca sünger gibi yumuşacık. – Foxy Lisa, Maribor'lu fahişe Bir arakasın tek zayıf noktası yumuşak, hassas karnıdır. Bazı arakaslar karınlarını oyunklu ağaç kabuklarıyla saklarken diğer bazıları, "zırhlı" türleri, vücutlarının hassas bölgelerini kaplayan kalın bir kabuk geliştirmişlerdir.

Yaratık KülliyatıBenekli HortlaklarYaratık Külliyatı

Benekli hortlaklara karşı en iyi savunma yöntemi mi? Sakin ol ve onlara ilişme. – Roderick Giligan tarafından benekli hortlaklar hakkında yazılmış bir eser. Benekli hortlaklar, soyları efsungerler tarafından kurutulan bir hortlak türüdür. Diğer hortlaklara nazaran daha büyüklerdir ve isimlerini üzerlerindeki iri lekelerden ve akıntılardan alırlar. Benekli hortlaklar genelde ıssız mezarlıklarda ve boş ormanlarda yaşarlar ancak zaman zaman terk edilmiş insan yerleşimlerini mesken tuttukları da olmuştur. Benekli hortlaklar buralarda en büyük tutkularıyla ilgilenebilirler, kendi akıntılarından içki yaptıkları bir tutku. Benekli hortlaklar rahatsız edilmedikleri zaman saldırmazlar. Ancak tehdit altında hissettikleri zaman gerçekten de tehlikeli olabilmektedirler. Soğuk aylarda ya da mevsim sıcaklıkları normalin altına düştüğü zamanlarda uyuşuk bir hâl alırlar, bu durumdayken de kolay av olurlar. Bu yaratıklar faal dönemlerindeyken dahi, efsungerlerin Yrden İşareti'ni hünerle kullanarak onları kolayca alt ettiği söylenir. En azından efsunger ilminde öyle der.

Yaratık KülliyatıÇatalkuyruklarYaratık Külliyatı

Çatalkuyruklar… Lan! Siktiğiminin kuyrukları kasap satırı gibi! – Yavinn Buck, Mahakaman Gönüllü Alayı gazisi Çatalkuyruklar isimlerini kuyruklarının ucundaki uzun ve keskin uzuvlarından almıştır. Bu uzuvlarıyla vuracakları tek darbe meşe bir kalkanı, bu kalkanı tutan kolla beraber ikiye bölebilir. Bu isim bir çatal bıçak takımını hatırlatsa da, bir çatalkuyruk ile savaşmak akşam yemeği yemeye benzemez ve tatlı yerine ölümle sonuçlanır.

Yaratık KülliyatıFlederlerYaratık Külliyatı

Merhumun cesedi tanınmayacak haldeydi. Burnundan geriye, içinde kan pıhtıları kalmış bir çukur kalmıştı. Göz yuvalarından biri ise göz yuvası demeye şahit istenecek haldeydi. Alt çene kemiği ise kopartılmıştı. Bu manzarayla karşı karşıya kalan Çavuş Dovate öylesine kusmuştu ki kendine gelmesi için amonyak tuzu koklatmak zorunda kalındı. Soruşturma sonlandırıldı ve vakanın sorumluluğu doğaüstü bir yaratığa yıkıldı. – Toussaint Dükalık Muhafız raporundan bir parça Flederler zayıf vampirler sınıfına girerler. Fizyobüyüden fizyognomiye kadar pek çok alanda türdaşlarından daha zayıf olsalar da, hiç de yabana atılmamaları gerekir, zira çok ama çok tehlikelidirler. Geniş ve dişli çeneleri, yassı ve çirkin suratları ve genelde tüysüz, siğilli vücutları olan Flederler, diğer canlılardan kolayca ayırt edilebilirler. Bu vampirler genel itibarıyla dişleri ve pençeleriyle savaşırlar, bu uzuvlarını umarsızca savurur ve düşmanları ölse dahi saldırmaya devam ederler. Bir fleder, tek başınayken bile eğitimli bir askeri alt edebilecek güçtedir. Diğer vampirlere kıyasla flederler çok zeki değildir, bunu, flederlerin sürekli olarak öfkeden gözleri dönmüş halde tüm güçleriyle etrafa saldırıp, zayıf canlıları parçalamalarından anlamak mümkündür.

Yaratık KülliyatıLeşenlerYaratık Külliyatı

Asla bu ormanlarda avlanmayız. Asla. Bütün köy açlıktan kıvransa bile. – Mulliver, aşağı Aedirn'deki Hoshberg'ün ayanı Leşenler sık, kadim ormanlarda yaşarlar. Yaşadığı bölgeyi aşırı sahiplenen bu yaratıklar, gizlilik ve kurnazlığı av esnasında tek yoldaşları bellerler. Bölgelerindeki bitkileri ve hayvanları kontrol etmek için doğal büyülerini kullanırlar, bu da peşlerine düşüldüğünde mücadelenin yarısının onlara saldıracak kadar yaklaşabilmek olduğu anlamına gelir. Leşenler "kadim" unvanına sahip olabilecek kadar yaşlıdırlar ve gelişmiş beceriler ile onları bilhassa tehlikeli kılan taktiklere sahiptirler.

Yaratık KülliyatıAteş ElementalleriYaratık Külliyatı

İlk ateş elementaline Ransant Alvaro hayat verdi. Ne yazık ki alevler laboratuvarını sardı, onu ve bloktaki diğer tüm binaları küle çevirdi. – Tarvix Sandoval, "Esrarlı Büyülerin Kökenleri" Ateş en yıkıcı elementtir, bu yüzden ateşin özünden oluşan bu yaratığın yok edici doğası şaşırtıcı değildir. Ateş elementalleri karmaşık büyü ritüelleri sonucunda tek bir amaç için yaratılırlar: Yıkım. Onlar da bu amacı ölümcül bir kararlılıkla kovalarlar.

Yaratık KülliyatıBargestlerYaratık Külliyatı

Günahtan uzak dur! Fenalıktan vazgeç! Şayet iraden kötülüğe boyun eğecek olursa Vizima Varoşları'nın akıbetini aklına getir! Oradakilerin başına bela olan korkunç bargestleri anımsayıp tövbe et! - Tretogorlu Vaiz Yomen'den "Bayram ve Cenaze Vaazı" Basit düşünen veya batıl inançları olan kişilerin iddiasına göre tanrılar, bilhassa kötü eylemlerde bulunanlara, geceleri yollarda kol gezen ve ruhani bir köpek olan "bargest" suretinde tayflar gönderirmiş. Her ne kadar buradan yola çıksalar da, azizler de günahkârlar da bargestlerden korkmalıdır çünkü bu yaratıklar, her ikisine de aynı vahşilikle saldıracaktır. Efsungerlerin tanrılara inandığı ender rastlanır fakat bargestlerin varlıklarını kabul ederler ve geçmişte yaşanmış trajik hadiselerle aralarında her daim bir bağ bulunmuştur. Ancak onların açıklamasına göre bargestler, bir lanetten veya pek çok kötü niyetli fikrin ve eylemin birikiminden ortaya çıkmıştır.

Yaratık KülliyatıTövbekârYaratık Külliyatı

İçeri kaçıyorum, kapıları kilitliyorum ve o sesi duyuyorum: Birileri benim adımı fısıldıyor. Mikkjaaal, Mikkjaaal! Mikkjal, Eldberg deniz feneri bekçisi

Yaratık KülliyatıKüfiblisleriYaratık Külliyatı

Tabii ki leş gibi kokuyorlar. Gül gibi koktukları için mi küfiblisi dediklerini sanıyordun? – Vesemir, Kurt Okulu'nun efsungeri Küfiblisleri, derileri yüzülmüş insanların çürümekte olan bedenlerini andırır. Onlara ismini de veren bunaltıcı kötü kokuları ortamda bulunduklarına işarettir. Yutanlar, insan etine olan bitmek bilmeyen açlıklarıyla oldukça tehlikeli bir küfiblisi türüdür.

Yaratık KülliyatıSuretçiYaratık Külliyatı

Senin paketin mi? Kardeşin aldı. Baksana, siz birbirinize ne kadar benziyorsunuz öyle… Hey! Nereye gidiyorsun?! - Hanne Kluger, posta müdürü Suretçiler, aynı zamanda Dönüşümcü veya Biçimdeğiştiren olarak da bilinirler, istedikleri her insansı veya hayvan şekline girebilen varlıklardır. Bu değişim basit bir büyü ile bozulacak basit bir illüzyon değildir, tam ve gerçek bir dönüşümdür. Bu da hiçbir koruyucu tılsım veya efsunger madalyonu suretçilerin varlığını haber vermez. Şeklini aldıkları varlığın aurasına sahiptirler. Bununla birlikte inanılmaz zekaları ve kurnazlıkları onları çok iyi birer suikastçı veya hırsız yapar. Ancak doğa onlara cömert ve ürkek bir ruh bahşetmiştir, bu yüzden ne olursa olsun kan dökmekten kaçınırlar.

Yaratık KülliyatıMelusineYaratık Külliyatı

Bir... Bir gölge gördüm... Büyük kanatları vardı, gökten geçen bulutlar gibiydi. Ardından çığlığını duydum. – Svorlaglı Britt

Yaratık KülliyatıKızıl AğısemaYaratık Külliyatı

Mağaraların en kuytu köşelerinde , karşısına çıkanların nadiren mağrur ayrılabileceği veya hatta kurtulabileceği, Kıta'nın en korkulu canavarların bulunduğu söylenir. Bu gibi musibetlere karşı yegâne çözüm, ilelebet gün yüzü görmeyecekleri ümidiyle bir yere kapatmaktır. Lakin Ebedi Ateş rahiplerinden biri, ümidin ve duanın her zaman yeterli olmadığını gördü. Şeytan Çukuru'nun mağara madeninde, veba yaydığı düşünülen bir ruh bulunuyor. Bu ruhun serbest kalmasından endişe eden ruhban, yeni bir çözüm arayışına girerek efsunger yardımına başvurur.

Yaratık KülliyatıTablodaki HeyulaYaratık Külliyatı

Bir heyulanın çoğu zaman bir nesneyle (hayattayken çok sevdiği bir şey) ya da bir mekânla (örneğin öldüğü yer) bağı vardır. Her iki durumda da aynı etmenle karşı karşıyayız: Heyulanın gücünü aldığı, güçlü bir duygusal bağ. – Inigo Swann, "Doğal Dünyanın Ötesi." Geralt, von Everecler'in terk edilmiş malikânesinde dolanırken, bir kadının eve musallat olmuş heyulasıyla karşılaştı. Huzursuz ruhun, evin mobilyaları, özellikle de duvarda asılı duran tablolar üzerinde bir hâkimiyeti vardı. Tabloların tuvalleri arasında özgürce hareket edebiliyor, birinden girip diğerinden çıkabiliyordu. Başta Geralt'ı korkutup araştırmasını yarım bıraktırmaya çalışsa da bu stratejinin işe yaramayacağı anlaşılınca doğrudan saldırıya geçti. Geralt'ın heyulaya karşı verdiği savaş oldukça çetin geçti, çünkü öfke dolu heyula, gözü dönmüş bir saldırganlıkla hücum ediyordu. Darbelerini savuşturmak için Geralt, nefes almaya ya da kendi saldırısını gerçekleştirmeye fırsat bulamadan, şimşek hızında hareket etmek zorunda kalmıştı. Dahası heyula, çevresindeki tablolar ile bir bağ oluşturmuştu ve efsunger bu bağı koparana dek, kaybettiği gücünü sürekli geri kazanacaktı. Tablodaki Heyula'ya karşı galip gelmenin kilit noktası, heyulanın darbelerini savuşturmaktan ve sadece doğru anlarda saldırmaktan geçiyordu. Telaşla yapılan her saldırı teşebbüsü, heyulanın ölümcül karşı saldırıları ile cezalandırılıyordu.

Yaratık KülliyatıNilfgaard İmparatoru'ndan ŞayelmarYaratık Külliyatı

Devasa arenalardaki gladyatör savaşları, Nilfgaard'ın sevilen eğlencelerinden biridir. Genellikle savaşçılar, bu iş için eğitilmiş kölelerden meydana gelse de arena efendileri zaman zaman insanları canavarlar karşısına da çıkartmaktadır. Geralt'ın turnuva alanında karşılaşmak zorunda kaldığı şayelmar, İmparator'un akrabası Düşes Anna Henrietta'ya verdiği bir armağandı. Bu vazifeye hizmet etmesi için genç ve diri hâldeyken Nilfgaardlı eğiticiler tarafından yakalanmıştı. Lakin bu, ehlîleştirilmiş olduğu manasına gelmemektedir, aksine, vahşiliğinden ve irsî yabanlığından bir zerre dahi bir şey eksilmemiştir. Türünün bütün yaratıkları gibi o da kör olsa da, ekolokasyon yoluyla düşmanının yerini yanılmaksızın tespit edebilmektedir. Aynı zamanda da top gibi yuvarlak bir şekle bürünerek rakiplerinin üzerine hücum edebilir. Ancak bel altı bölgesi nispeten savunmasızdır ve bu bölge, hücum ettiği sırada açıkta kalmaktadır. Nihayetinde, savaş uzun ve zorlu geçmiş olsa da Geralt, canavarın işini bitirmesi için düşesin kürsüden işaret vermesi üzerine son darbeyi indirerek şayelmarı alt etmiş oldu.

Yaratık KülliyatıArçuralarYaratık Külliyatı

Arçuralar acımasız, açgözlü ve hain yaratıklardır. Ama yine de onları dh'oine'e tercih ederim. – Yaevinn, efsanevi Scoia'tael komutanı Arçuralar ve onların akrabaları yakşalar, keçi ve şişman insan görünüşünü tek paydada toplayan oldukça nadir orman yaratıklarıdır. Bu varlıklar genelde pek tehlike teşkil etmezler, çünkü insanlarla olan etkileşimlerini zararsız (ama çoğu zaman can sıkıcı) numaralar çevirmek ve tarlalarındaki mahsulleri yemekle sınırlandırmışlardır.

Yaratık KülliyatıGarkainlarYaratık Külliyatı

Yer kan içinde, duvarlara organ parçaları saçılmış… Bunu bir garkain yapmış olsa gerek. - Lan Exeterli Yan, müfettiş ve Şehir Bekçileri Amiri Flederler gibi garkainler de, kuvvetleri zebanilerinkini bile geçen, bilhassa tehlikeli vampirlerin sınıfına dâhildir. İçlerinden biriyle karşı karşıya gelinmesi, neredeyse her zaman ölümle sonuçlanır ki bu sebepten dolayı onlara rastlamış pek fazla görgü tanığı bulunmamaktadır. Lan Exeter'de yazılmış ve (daha sonra efsunger Guletli Olivier tarafından öldürülen) üç garkainin 1104'te gerçekleştirdiği saldırıları tarif eden şehir koruma raporlarına göre bu korkunç canavarlar, sadece kurbanlarının kanını içmekle yetinmiyor. Araştırmacılar, suç mahallerine saçılan kan ve organlardan yola çıkarak garkainlerin kurbanlarını parçalamaktan ve iç organlarıyla oynamaktan büyük haz duyduğu sonucuna varmışlardır.

Yaratık KülliyatıHeyulalarYaratık Külliyatı

Ölmeden önce tüm işlerini hallet. Sevdiklerinle vedalaş. Vasiyetini yaz. Yanlış yaptığın kişilerden af dile. Aksi halde bu dünyadan tam olarak asla ayrılamayabilirsin. – Paule Vikar, köylü şifacısı, ölmekte olan bir adama öğütler Rahipler ve âlimler, ruhun ölümden sonra onu ebedi huzurun ya da azabın beklediği başka bir dünyaya gidip gitmediğini tartışır dururlar. Ancak her iki taraf da, son nefesini veren bir bedene ait ruhun bir sebeple bu dünyadan ayrılamadığında neye dönüştüğü konusunda hemfikirdir: Heyulalar. Onların hüzünlü bağırışlarını duyanlar, kendi sonlarının böyle olmamasını diler.

Yaratık KülliyatıOrmandaki JennyYaratık Külliyatı

Yani... Bu şey mi demek... Zula heyulanın ta kendisi mi? – Bolko, Ortakoru ayanı

Yaratık KülliyatıPerilerYaratık Külliyatı

"Bak! Periler!" "Gitmemiz gerek. Hemen." "Hadi ama, şirin minik perilerden ne zarar gelir ki?" – Binbir Masal Diyarı'na kaçak giren iki suçlunun son sözleri, kimlikleri bilinmiyor Periler narin, zararsız yaratıklar gibi görünseler de, görüntüleri gerçekten de yanıltıcıdır. Binbir Masal Diyarı perileri, büyülü mekânı saldırganlardan korumaları ve dükalık kız kardeşleri Sylvia Anna ve Anna Henrietta'nın kıllarına bile zarar gelmemesi için yaratılmışlardır. Bu sebeple, perilerin yoluna çıkan kişilerin sonu pek iyi olmaz çünkü periler, ellerinden geldiğince savaşarak savunmaları gereken şeyi koruma uğrunda mücadele veren, savaşçı yaratıklardır.

Yaratık KülliyatıSiscillerYaratık Külliyatı

Eğer bataklıktayken gece olursa, yerinizde kalın ve sabah olmasını bekleyin. Pantolonunuzdan yukarı tırmanan sülüklerle birlikte yarıya kadar suyun içinde bile olsanız kıpırdamayın. En önemlisi ise sisin içinde bir ışık görürseniz asla ama asla ışığa doğru gitmeyin. – Johannes Strudd, rehber Sis, bir gezginin düşmanıdır. Ormandayken yolunuzu kaybetmenize, denizdeyken kayalıklara doğru gitmenize neden olabilir. Fakat bu tehlikeler, bazı zamanlarda sisin içinde dolanan ve siscil adıyla bilinen canavarlarla kıyaslandığında bir hiçtir. Bu yaratıkların Zerikanya kinjalları gibi güçlü kolları ve pençeleri vardır fakat onları asıl tehlikeli yapan şey yanıltma, aldatma ve yanlış yönlendirme konularındaki ustalıklarıdır. Çoğu zaman saldırmazlar bile. Bunun yerine kurbanlarını delirterek bataklığa sürüklerler ve buradaki çamurlu sularda boğulmalarını sabırla beklerler.

Yaratık KülliyatıKernunYaratık Külliyatı

O herife ormanda bir yaratık var dedik ama inanmadı… - Louis Closster, oduncu

Yaratık KülliyatıGeceheyulalarıYaratık Külliyatı

Geceheyulaları bu engin hüznü, bu çaresiz gazabı etrafına yayar… Herkes gibi onlardan korkarım. Fakat en çok da onlar için üzülürüm. – Aelline Altsparr, elf bestekâr. Geceleri dolaşan diğer yaratıklara (örneğin katakanlar, nekuratlar ve kurtadamlar) kıyasla heyulalar (ve onların daha ender görülen kuzenleri, akşamheyulaları) pek de tehlikeli olmayabilir. Sonuçta parçalanmış giysilerin içindeki soluk tenli bir kadın ne kadar tehlikeli olabilir ki? Cevabı: Oldukça fazla. Bunu zor yoldan öğrenmek yerine, ne pahasına olursa olsun geceleri kavşaklardan ve çayırlardan kaçınmak gerekir.

Yaratık KülliyatıAğaçlık RuhuYaratık Külliyatı

Onu kızdırdık, Sven. Ağaçlık Ruhu intikam peşinde. Bize eski yolumuzdan saptığımızı söylemeye çalışıyor. -Fayrlundlu Harald

Yaratık KülliyatıŞayelmarlarYaratık Külliyatı

Dünyanın iç kısımları oldukça ilginç ve korkunç hayvanlara ev sahipliği yapmaktadır. Öyle ki şayet yüzeye çıkacak olsalar, istilalarının daha ilk gününde hepimizi paramparça ederlerdi. - Ramus Vendenratz, Mahakam ustabaşısı. Şayelmarlar, hayatlarının çoğunu yer altında, üstlerinde uzanan dünyayla temas kurmadan geçirirler. Fakat bazı zamanlar bir şayelmarın toprağı kazıp yüzeye ulaştığı ve karşısına çıkan tüm insanları yediği de olur. Bazı şayelmarlarsa yüzeye yakın tüneller kazıp binaları çökerterek sarsıntılara yol açabilir. Şayelmarlar kör olmalarından ötürü titreşimleri algılayıp sesleri işiterek yollarını bulurlar. Bu yüzden bu canavarla savaşırken uygulanacak en iyi taktik, yakındaki bir duvara yahut kaya parçasına ağır veya ses çıkartacak bir şey fırlatmaktır. Ardından yapılacak şey ise canavarın sesin geldiği yere davranıp engele toslayarak kendini yaralaması için dua etmek olacaktır.

Yaratık KülliyatıHaymlarYaratık Külliyatı

Bazılarının kendi gölgesinden bile korkmak için geçerli sebepleri var. – Svargmitt, An Skellig druidi Canavarlar çoğu zaman kurbanları olarak masumları seçer: Geç kalmış tüccarlar, dikkatsiz çocuklar ve merakına yenik düşüp karanlık ormanlarda dolanan gezginler. Ancak bu saydıklarımın da haymlardan korkmasına gerek yok. Bu heyulalar sadece ağza alınmayacak suçlar işleyen rezil kişilere dadanırlar. Diğerlerine karşı ise tamamen görünmez kalırlar. Azap çektirecekleri kişiye kendilerini gösterdiklerinde, uzun ve keskin pençeleri olan, uzun boylu, gölgelerle örtülü insansı bir surette belirirler.

Yaratık KülliyatıKurtlarYaratık Külliyatı

Bir arkadaşım, grifinler ve basiliskler kol gezerken, eski moda kurtların endişelenecek bir unsur olmadığını söylerdi... Sonra bu lanet hayvanlar sürüsünün yarısını yediler. – Çoban Yngvar Kurtlar bir zamanlar, ormanın tek hâkimiydiler. İnsanlar, onları çocukları korkutmak için kullanırken, yetişkinler ulumalarını duydukça titriyordu. Birleşim sonrası beliren yaratıklar, kurtları ormanın derinliklerine itmekle kalmadı, insanların kâbuslarındaki yerlerini de aldı. Kurtların kanında büyü dolaşmaz, ağızlarından ateş çıkmaz ya da salyaları asit içermez, ama bu onları, dikkatsiz gezgin ve avcıları öldürmekten alıkoymaz. Özellikle tehlikeli olanlar, kurtların korkunç ve zalim bir alt türü olan varglar ve bugün sadece Skellige takım adalarının yükseklerdeki yabanlarında bulunabilen kar beyazı kurtlardır.

Yaratık Külliyatıİgnis FatuusYaratık Külliyatı

Dikkat edin bayım, bataklıkta bir canavar dolanıyor. Sisin içine girerseniz evinizi bir daha göremezsiniz! – Leslav, turba madencisi

Yaratık KülliyatıBerbatçıklarYaratık Külliyatı

Bir berbatçığın çirkin olduğunu söylemek bokun tadının pek güzel olmadığını söylemeye benzer: Yalan değildir ama işin aslını belirtmekten de çok uzaktır. – Lambert, Kurt Okulu efsungeri Berbatçıklar herhalde bir efsungerin karşılaşma bahtsızlığını yaşayabileceği en itici yaratıklardır. Tam olarak gömülmemiş ölü, istenmeyen bebeklerin başkalaşmasıyla ortaya çıkan bu yaratıklar kısmen çürümüş bir fetüs görünümündedirler, tam oluşmamış tenleri nefret, korku ve kin yayar. Bu korkunç yaratıklar hamile kadınların kanıyla beslenirler, çoğunlukla kurbanlarının ölümüne yol açan doymak bilmez bir açlıkla saldırırlar.

Yaratık KülliyatıGolemlerYaratık Külliyatı

Bu duvarı yıkmamızı istiyorsan bize yirmi istihkamcı, yedi katır ve elli kilo güherçile lazım. Ya da bir golem. – Vilmir Brass, Karbon Dağı ustabaşısı Golemler büyüyle hayat verilmiş beyinsiz yaratıklardır. Sorgulamadan yaratıcılarının emirlerine uyarlar. Sınırsız güçleri, acıya karşı olağanüstü dayanıklılıkları, sonsuz sabırları ve ne yemek ne de suya ihtiyaç duymamaları onları mükemmel birer uşak ya da muhafız yapar. Bir kez kızdırıldıklarında düşmanlarını ezmeden ya da kendileri toza toprağa dönüşmeden savaşmaktan yorulmazlar.

Yaratık KülliyatıAbayaYaratık Külliyatı

Hayatım boyunca çok sayıda çirkin yaratık gördüm: Murana, bufa, çirkin balık... Fakat böylesini görmedim! – Bjorg, Kaer Trolde gemi mühendisi

Yaratık KülliyatıPanterlerYaratık Külliyatı

Kedicik, kedicik, nerelerdeydin? Kraliçeye bakmak için Cintra'ya gittiydim Kedicik, kedicik, orada ne yaptın? Kaçsana aptal, panter o, kedi mi sandın? – geleneksel avam tekerlemesinin bir türü Panterler ormanlar ve diğer ağaçlık arazilerde bulunan tehlikeli yırtıcılardır. Hızlı, çevik ve diğer kediler gibi inanılmaz derecede kurnazdırlar. Çoğu tamamen şehirleşmemiş bölgelerdeki insanlar, panterlerin uykuda ölmüş insanların tutsak kalmış ruhları olduğuna inanır. O yüzden batıl inanca göre bu şekilde ölen kişilerin en yakın ormanlık alana götürülüp gömülmeden bırakılması gerekir. Ölen kişinin panter ruhu, daha sonra bedenini tüketip öbür diyarlara geçebilir. Bu inanç nasıl olursa olsun ortadan kaldırılmalıdır, çünkü kolera ve diğer çürüyen cesetlerden kaynaklanan salgınlara yol açması işten değildir. Hem çok da saçma bir inançtır çünkü panterler nekrofagi değildir ve hiçbir şekilde leş tüketmezler. Daha çok canlı ve taze av ararlar, hasta veya kokuşmuş olmadığı sürece geyik veya insan gibi avları yerler.

Yaratık KülliyatıVahşi Av TazılarıYaratık Külliyatı

Vahşi avın ardından uluyanlar, bir göktaşının ardından gelen toz bulutu gibi onu takip eden Tazılardır. Kulaktan kulağa yayılan efsanelerde onların bazen yollarını kaybedip gece göğünde dünyaya indikleri, geçtikleri yere ölüm ve soğuk yağdırdıkları söylenir. – Essi "Yirmi Bir" Daven, bestekâr Bazı uzmanların inanışına göre büyülü buz kristallerinden yaratılan Vahşi Av Tazıları hayalet efendilerinin yanında koşarlar. Açlıktan gözleri dönmüş yırtıcı ve ölümcül köpekler gibi yollarına çıkan her şeye düşünmeden saldırabilirler.

Yaratık KülliyatıAlfa GarkainlerYaratık Külliyatı

Garkainlerin insanlara karşı nefret beslediğini düşünmek yanlış olmaz. Sonuçta insanların nasıl varlıklar olduğu göz önüne alacak olursak, onları suçlamak pek de mümkün değil. - Myrkvidli Agnes, druid flaminika ve âlim.

Yaratık KülliyatıKuyu Kenarındaki ŞeytanYaratık Külliyatı

Kirli bir elbise giyiyor, tam bir paçavra, derisi kemiklerinin üzerinden dökülüyor. Ayrıca, o sürekli uluyor... Acısı varmış gibi... –Ak Bostanlı Odolan

Yaratık KülliyatıÜç DomuzcukYaratık Külliyatı

Tuğlayla niye uğraşasın? Bu iklimde, samandan bir ev bile rahattır. – küçük bir domuzcuk Üç domuzcuk, oldukça talihsiz bir olayın en iyi örneklerinden biridir. Yumuşak kalpli, sıcak, saf yaratıkları bile kendi hâllerine bırakırsan, öyle uzun süre aynı iyi hâlde kalamazlar. Binbir Masal Diyarı'ndan üç domuzcuk, Artorius Vigo'nun bakımından yıllarca yoksun kalmıştı. Bu süre zarfında tamamen vahşileşmişler ve harabe evlerine yaklaşan herkese saldıran üç vahşi boğaya dönüşmüşlerdi.

Yaratık KülliyatıBruksalarYaratık Külliyatı

Şayet ormandan geçmen gerekiyorsa, aynı anda birkaç farklı çeşit kuşu duyabileceğin kısımlardan uzak dur. O duyacağın ses, bruksanın bölgesine girdiğin ve hayata gözlerini yumacağın anlamına geliyor. - Meçhul birinden tavsiye Bruksalar nadir yaratıklar olduğu için çok şanslıyız. Kendi güvenliklerini fazlasıyla önemsemeleri ve inlerini gafil avlanamayacakları yerlere kurmaları dolayısıyla çoğu bruksa, yoğun nüfusun olduğu yerlerin uzağında yaşamaktadır. İnsanlara yakın yaşamayı seçenleriyse kalabalıklardan uzak durur ve barınaklarından yalnızca geceleri çıkar. Çıktıklarındaysa onları, gece pansiyonlarına yetişmeye çalışan seyyahlarla karıştırmak işten bile değildir. Yine de bazı ufak ayrıntılar onları ele verir: Kuşlarla olan yakın bağları, havayı delen sesleri ve nefes kesecek kadar hızlı hareketleri… Bruksalar insanlara nazaran çok daha hızlı ve güçlüdür ancak sahip oldukları en değerli vasıf, görünmez olabilmeleridir.

Yaratık KülliyatıFyresdal EjderhasıYaratık Külliyatı

Pulları, kanatları, pençeleri vardı… Ejderha ejderhadır! Boş konuşmaya gerek yok, git gebert şunu! – Vagn, Fyresdal köyünün ihtiyarı

Yaratık KülliyatıKötü Kalpli CadıYaratık Külliyatı

Bir zamanlar kötü kalpli bir cadı varmış. Her yemekten sonra bir bardak taze sıkılmış ölü suyu içermiş… - Karl Hrimm, çocuk masalı yazarı Kötü cadılar her ne kadar öykü ve mitoloji yazarlarının fazla çalışan hayal güçlerinin eseri ve yalnızca küçük çocukların korkacağı masalsı karakterler olarak düşünülseler de, bazı kişilerin bu imkân dışı varlıklardan birini gördüğüne dair söylentiler dolaşmaktadır. Tüm bu söylentiler, cadının sadece insan yemekle kalmayıp insan pişirmeyi güzel bir sanatmışçasına ele aldığı konusunda da hemfikirdir. Bilhassa tereyağında kızartılmış ve safran sosuyla servis edilmiş çocuk ciğerini, balzamik sirkesi salamurasında bekletilmiş ve nar kızarıklığına gelinceye kadar fırında pişirilmiş parmakları ve evet, taze sıkılmış ölü suyunu da çok sevdikleri söylenir. Söylenmeden geçilmemelidir ki böyle bir cadı gördüğüne yemin eden mevzubahis tüm tanıklar, Ellander Akıl Hastalıkları Enstitüsü'nde tedavi gören hastalardır, ki bu sebepten ötürü, verdikleri ifadenin doğruluğu son derece kuşkuludur.

Yaratık KülliyatıToprak ElementalleriYaratık Külliyatı

Bir toprak elementaliyle karşı karşıyayken nasıl hayatta kalırsın? Basit. Kaçarsın. Koşabildiğin kadar hızlı hem de. – Nino Murk, ödül avcısı Toprak elementalleri çamur, kil, toprak ve kaya tozu karışımının suyla birleşmesi ve büyüyle canlandırılmasıyla oluşur. İlk bakışta yavaş ve hantal görünseler de çok tehlikelidirler ve her koşulda kaçınılması gereken yaratıklardır.

Yaratık KülliyatıYüce VampirlerYaratık Külliyatı

İnsanlar, en azından kibar olanları, bana yaratık diyecektir. Kan içen bir ucube. – Emiel Regis, yüce vampir Yüce vampirleri, uzak ve çok daha ilkel kuzenleri ekimmaralar, alpler, katakanlar ve benzerleri ile bir arada tutabilecek tek şey, kan için duyulan açlıktır. Yüce vampirler, bu yarasa benzeri kan içicilere ziyade, insana benzerler. Bizi yalnızca görünüş olarak değil, zekâ ve davranış düzeni olarak da yansıtırlar. Bu da uzak ormanlarda pusuya yatmadıkları ya da gölgelerde saklanmadıkları manasına gelir. Tam aksine, şehirlerde yaşamayı ve aldatıcı bir şekilde normal hayatlar sürmeyi severler. Efsungerler bile onları bir bakışta tanıyamaz, çünkü madalyonları yüce vampirler karşısında kıpırdamaz. Yine de bu benzerliklerin bize asıl farkı unutturmaması gerekir: İnsanların aksine, yüce vampirler ölümsüzdür. Onlarla çarpışan ve sağ kalanların sayısı, bir elin parmaklarını geçmez.

Yaratık KülliyatıHarpilerYaratık Külliyatı

Çoğu yaratık ininde hazine barındırmaz. Fakat Harpiler parlak şeyleri sever. – Letho, Engerek Okulu efsungeri Harpiler ve kuzenleri şişigalara ait en iğrenç şeyin ne olduğunu söylemek zordur: dehşetengiz görüntüleri, üzerilerine sinmiş çürüme ve kuş dışkısı kokusu ya da insanın kanını çeken çığlıkları... En iğrenç dışkıların ve çürümüş atıkların arasında mutlulukla yaşayan fareler bile, yuvalarına yaklaşmaz desek, yanlış olmaz.

Yaratık KülliyatıLeşgilYaratık Külliyatı

Çürümüş bir et yığını olduğunu sanmıştım… Ta ki hareket etmeye başlayıncaya kadar! – Beaclairli Thibaut Leşgiller, küfiblislerinin büyük kuzenleridir. Bu iğrenç, insansıya zar zor benzeyen yaratıkların vücutları, güçlü ve esnek bir iskeletin üzerindeki çürük kas parçaları ve onların üzerini kaplayan çürük et parçalarından ibarettir. Eski, çürümüş cesetlerle beslenen Leşgiller, karınlarını terk edilmiş işkence mekânları, mezarlıklar ve eski savaş meydanları gibi yerlerde doyururlar. Oldukça saldırgandırlar ve cesetlerle beslenmelerine rağmen bir canlıyla karşı karşıya gelirlerse saldırırlar. Bu sebeple yukarıda belirtilen yerlerin yakınlarındayken özellikle dikkatli olmak gerekmektedir.

Yaratık KülliyatıBulut DeviYaratık Külliyatı

Gökten yağmur ve kardan başka bir sürü şey düşer. Kurbağa mesela…ve Bulut Devi. – Sibald "Azıdiş" Faalde, Tilki Oyuğu'ndan bir çoban. Bulut Devi muhtemelen yozlaşmış bir yanıltıcı varlıktır. Binbir Masal Diyarı'ndaki kalenin sakinlerinden biridir. Bu diyar terk edilmiş ve yıllardır oralara el değmemiştir, mekân bu süre zarfında çürümeye, kokuşmaya ve yozlaşmaya başlamıştır. Bulut Devi muhtemelen dükün genç kızlarını omuzlarında taşıyacak ve asla yorulmayacak iyi huylu bir güç abidesi olarak düşünülmüştü. Dev, yozlaştı ve epey büyüyünce tehlikeli bir yaratığa dönüştü. Jack, devin altın yumurtlayan kazını çaldıktan sonra Bulut Devi, kendi bulutuna adım atan herkesi en ufak bir ihtarda bulunmadan aşağıya atmaya karar verdi.

Yaratık KülliyatıKaya TrolleriYaratık Külliyatı

İnsan bilmece sormalı, ama numara yapmamalı. Yoksa trol adamın kafa patlatır. – Undvik'te, bir mağarada yaşayan kaya trolü. Eğer dağlardaki yürüyüşlerinde, hareket eden bir kayaya denk gelirsen, gözlerinin seni yanıltmasına izin verme. Bunun yerine kılıcını çek çünkü karşında bir kaya trolü duruyor. Bu yaratıklarla her karşılaşmanın savaşla sonuçlanmadığı doğrudur, çok zeki olmasalar da, trollerin mantık kurma kabiliyeti vardır ama en kötü sonuç için hazır olmak gerekir. Yoksa, dağ yürüyüşü tepede değil, onların yahnisinde biter.

Yaratık KülliyatıTepegözlerYaratık Külliyatı

Buna ne dersin... Büyük bir kazık alacağız, ucunu sivrileştireceğiz, onu tepegözün gözüne sokacağız - ardından mağaradan koyun kılığında sıvışacağız. Bu, nasıl iyi bir fikir sayılmaz ki? – Odess Thaka, gezgin. Spikeroog'da trajik biçimde öldü. Tepegözler, alınlarının ortasında yer alan tek bir göz sayesinde rahatlıkla tanınabilirler. Eğer bu, bir şekilde görülemiyorsa, anlatılan diğer özellikleri olağanüstü boyutları, sıra dışı kuvvetleri ve insanlar için yoğun nefretleridir.

Yaratık KülliyatıEjderanlarYaratık Külliyatı

En tehlikelileri kral ejderandır. Ya da bazı çevrelerce bilindiği şekilde, en kral baş ağrısı. – Albina Tottelkampf, Aretuza'da doğal bilimler okutmanı Ejderanlar genellikle ejderhalar ile karıştırılır ve ejderhalara kıyasla daha ufak olmalarına ve ateş solumamalarına rağmen en az onlar kadar tehlikeli canavarlardır. Özellikle de, isimlerinden de anlaşılacağı üzere, son derece huysuz ve ölümcül olan kraj ejderanlar aralarında en korkunç olanlarıdır.

Yaratık KülliyatıDev KırkayaklarYaratık Külliyatı

Toussaint dükalığının büyüleyici bitki ve hayvan varlığı içerisinde, dev kırkayaklar gibi rahatsızlık verici türlere de rastlamak mümkündür. Bu yaratıklar yalnızca görünüş itibarıyla rahatsızlık vermekle kalmaz, insan etine de devasa zararlar verir. Bu yaratıklardan kesinlikle uzak durmanızı tavsiye ederim. – "Toussaint'ya Bir Ziyaret," Peterin Safles'in pek çok gezi yazısından biri Dev kırkayaklar, dünyanın dört bir tarafında yaşasalar da özellikle Toussaint topraklarında (ya da toprak altlarına demek daha doğru olur) sıkça karşılaşılabilen, büyük böceğimsi yaratıklardır. Dev kırkayaklar genelde şayelmarlarla yaşarlar, bu sebeple aralarında bir tür ortak yaşam döngüsü vardır. Bu döngüde kırkayaklar, şayelmar gübrelerini yiyen küçük canlılarla beslenirler. Sert, kitin zırh, devasa kırkayağın neredeyse tüm vücudunu kaplar. Bu kabuğun altından ise sıralar boyunca uzanan çengelsi etli uzuvlar çıkar. Dev kırkayaklar inanılmaz bir hızla yer altına gömülüp birdenbire başka bir yerde belirebilirler. Kırkayaklar kendilerine bir hedef belirlediklerinde, ona darbe indirecek kadar yaklaşmak için büyük bir kararlılıkla hedeflerinin etrafını sararlar. Öncelikli olarak güçlü alt çeneleri ile saldırırlar ancak asit fışkırtmalarını sağlayan salgı bezleri de vardır.

Yaratık KülliyatıVeba BakireleriYaratık Külliyatı

Hastalar, üzeri yaralar ve çıbanlarla kaplı, etrafında sıçanların cirit attığı bir kadın halüsinasyonu görüyorlar. Bu belirtiler, hastaya banotu ve gelincik özü verildikten sonra azalıyor." – Joachim von Gratz'ın notları, Novigrad'taki Vilmerius Hastanesi Bir bölgede veba salgını başladığında, o topraklarda bir ruh dolanmaya başlar. Bu ruh, eti kemiklerine kadar çürüyen ve etrafında sıçanların cirit attığı hasta bir kadını andıran bir hayalettir. Hiç kimse bu ruhun hastalığı da beraberinde getirip getirmediğini ya da ışığa doğru uçan böcekler gibi hastalığın onu oraya çekip çekmediğini bilmiyor. Fakat şu kesin ki, acı ve ıstırap çektirmekten ve adamların inlemelerini duymaktan hoşlanıyor.

Yaratık KülliyatıKral EjderanYaratık Külliyatı

Kocamandı! Ve o dişleri yok mu, öğk! Zar zor kaçabildik. Acaba tüccarları öldürmüş müdür… Rezil herifler bunu hak etmişti. – Velen'de kulak misafiri olunan bir söz

Yaratık KülliyatıMorvuddYaratık Külliyatı

Sadece sakatatları yemiş. Her şeyi de beğenmiyor - Rivialı Geralt

Yaratık KülliyatıHagubmanYaratık Külliyatı

Sizler hiç yola yük arabası devirip, pusuya yatan bir yaratık duydunuz mu? Onların kafası böyle şeye basmaz! – Egil, Hindarsfjall'dan bir savaşçı

Yaratık KülliyatıUzunlüleYaratık Külliyatı

Madem bu saç, parlak zırhlar içindeki şövalyenin birini yukarı çekmeyecek, bari bir işe yarasın. - Uzunlüle'nin son sözleri. Aşk hikâyelerinin trajik sonları olabileceğini herkes bilir fakat bu gibi şeylerin, daima mutlu sonla bitmesi için yaratılmış peri masallarındaki prenseslerin de başına gelebileceğini çok fazla kişi düşünmez. İşte Uzunlüle de böylesine trajik bir kahraman olma talihsizliğinden muzdaripti. Dükün kızlarının büyümesinden ve Binbir Masal Diyarı'nın yoldan çıkarak vahşileşmesinden sonra, beklediği prens hiç gelmeyen ve büyük bir yalnızlık içinde olan Uzunlüle, saçıyla kendini asmaya karar verir. Fakat ölümünün ardından hayaleti, talibini beklediği kaleyi mesken etmeyi sürdürmüştür.

Yaratık KülliyatıEkimmaralarYaratık Külliyatı

Aman, korkacak bir şey yok. Ekimmaralar, fazla büyümüş yarasadan fazlası değildir. – İsimsiz bir şehir muhafızının son sözleri. Ekimmaralar, köy dedikodularında bahsedildiğinin aksine, diğer vampirler gibi hortlamış insanlar değillerdir. Onlar, sarımsak, kutsal su ya da dini işaretler hakkında bir hissiyatı bulunmayan, Birleşme sonrası yaratıklardır. Baladlar ve efsanelerde anlatıldığı gibi, yakışıklı, solgun, çekici bir doğu aksanına sahip aristokratlar da değillerdir, yine de katakanlar ve nekuratlar gibi, aşırı büyümüş yarasaları andırırlar. Ayrıca kanı, bakirelerin boynundan nazik, öpücüğü andıran bir ısırıkla emmezler, onları uzun, keskin pençeleriyle parçalara ayırır, yere saçılan kanlarını içerler.

Yaratık KülliyatıCorvo Bianco BruksasıYaratık Külliyatı

Geralt'ın Corvo Bianco'da karşılaşıp kendini savunurken öldürdüğü bruksa, türünün diğer yaratıklarından daha farklıydı. İlk olarak daha zekiydi, hatta insan dilindeki kelimeleri çok zorlanmadan telaffuz edebiliyordu. Dahası bu bruksa, Beauclair'de kol gezen ve dönemin esrarengiz katili olan Yaratık'a bağlıydı. Geralt, onunla savaşırken epey zorlanmıştı. Diğer bruksalar gibi bu da bütün insanlara kıyasla çok daha güçlü ve hızlıydı ve görünmez olup ses dalgalarıyla saldırabilmekteydi. Tüm vampirler gibi o da kurbanının kanını emmeyi amaçlıyordu. Bu demek oluyordu ki böyle yaratıklara karşı kullanılan olağan savunma aracı olan Kara Kan iksiri, etkili bir silahtı. Keza, Ay Tozu bombası ile hiç şüphesiz efsungerin güvenilir gümüş kılıcı da bir o kadar kullanışlı olacaktı.

Yaratık KülliyatıZehirli ArakasYaratık Külliyatı

Neredeyse sıyırdı geçti, bir şeyim yok iyiyim ben. – Bilinmeyen bir avcının son sözleri Tüm arakaslar çok zehirli olsa da bu tür özellikle kuvvetli bir toksin salgılar. Birkaç damlası yetişkin bir insanı öldürmeye yeter, tabii bu insan bir efsunger değilse, zira efsungerin mutasyonları bu zehrin küçük miktarlarını nötralize eder. Ne var ki bol miktarda zehir dokunduğu her şeyi öldürecektir, söz konusu mutasyonlar bu durumda yalnızca kaçınılmaz ve acılı bir ölümü daha da uzatacaktır.

Yaratık KülliyatıÖğlenheyulalarıYaratık Külliyatı

Genel kanının aksine, gün ortasında köylüler işlerini güneşten kaçmak için yarıda bırakmazlar. Öğlenheyulalarından sakınmak için yarıda bırakırlar. – Vlad Reymond, Köylüler ve Gelenekleri Güneşin en tepeye ulaştığı bilhassa yakıcı yaz günlerinde heyulalar, uzun ve beyaz bir elbise giymiş, güneşin kavurduğu bir kadın kılığında ortaya çıkarlar. Bunlar, düğünlerinden hemen önce kötü bir şekilde ölmüş genç kadınların ve kızların ruhu olan öğlenheyulalarıdır. Acı ve öfkeyle deliye dönmüş bu heyulalar etrafta dolanarak vefasız aşıklarını ya da arkadan bıçaklayan hasımlarını ararlar fakat önlerine çıkan ve zamanında kaçmayan herkesi öldürürler. Bu dünyaya bağlanmalarının sebebi genellikle yoğun duygusal öneme sahip bir nesnedir. Bu yüzden yerde bir nişan yüzüğü ya da yırtık bir duvak bulursanız asla almamalı ve oradan derhâl uzaklaşmalısınız.

Yaratık KülliyatıMoreau'nun GolemiYaratık Külliyatı

Yıllar boyunca tek başına çalışmak, büyücülere biraz abes bir kişilik katıyor. Yıllar geçtikçe sıradan insanlar, büyücüleri daha da fazla sinir etmeye başlarlar, sıradan insanlar kalın kafalı, güvenilmez, asi ve büyücülerin çalışmalarını anlamamakta ısrar edecek kadar aptaldırlar. Disiplin ve öz hâkimiyet gerekiren duygularına kapılırlar. Büyücülerin çok uzun yıllardır, yoldaş olarak kendi elleriyle hayat verdikleri, kurallara uyan ve hizmetlerini yerine getiren suni varlıkları tercih ettiğine şaşmamalı. Bu hususta, Profesör Moreau da istisna değildi. Golemi iyi ve kötü günde onun sadık hizmetkârı ve yoldaşı olmuştur. Moreau'nun golemi aynı zamanda muhteşem bir muhafızdı da, devasa, yılmaz ve iblis gibi güçlü muhafız. Kısacası, efsunger için tam bir çetin cevizdi!

Yaratık KülliyatıSavaşçı EndregalarYaratık Külliyatı

Bu endregalardan korkuyorsun öyle mi? Hele bir de savaşçıları gör sen. – Klaus Altman, ormancı Sonsuz işçi endrega akını çoğu kişiyi alt etmeye yeterlidir, ancak daha büyük bir tehlikeyle karşılaştıklarında endrega kolonilerin daha büyük, daha güçlü üyeleri sözümona savaşçıları ortaya çıkar. Bu sınıf yalnızca savaşmak için yaşar ve koloninin sınırlarını savunurken ya da yeni bir bölge işgâl ederken buna sıkça imkân bulur.

Yaratık KülliyatıGargoyllarYaratık Külliyatı

Bana mı öyle geliyor yoksa şu gargoyl dik dik bize mi bakıyor? – Lara Estevann, Loc Muinne'li hırsız Gargoyllar büyücülerin laboratuvarlarını ve inlerini davetsiz misafirlerden korumak için büyüyle can verilmiş taş heykellerdir. Yalnızca görünüşleri dahi pek çok müstakbel hırsızı korkutup kaçırmıştır. Bu boynuzlu ve kanatlı yaratıkların görünüşünden korkmayanlar ise, taş pençelerle parçalara ayrılarak kısa sürede öldürülürler.

Yaratık KülliyatıSalmaYaratık Külliyatı

Ben yalan söylemem. Sebepsiz de öldürmem. – Salma, sakkubus

Yaratık KülliyatıBekçiYaratık Külliyatı

Yerlerde ve göklerde felsefede hayal edilenden çok daha fazla varlık yaşamaktadır. - Bartolomeo Darez, başka düzlemlerden yaratıklarla temas kurmaya çalışmasının ardından akıl hastanesine düştükten sonra. Bekçi, bir golemin hissizliğiyle hizmet ederdi ve sıradan işlerde ne kadar çalışkansa, çatışmada da bir o kadar vahşiydi. Bekçi acı hissetmiyordu, hatta aldığı her darbe ve silah olarak kullandığı kürekle Geralt'a indirdiği her vuruş ona güç katıyor gibiydi. Dahası Bekçi, kazdığı mezarlardaki güçlü ruhları çağırabilmekteydi ve bu ruhları emerek kendini iyileştirebiliyordu. Efsunger, Bekçi'nin harap edici darbelerinden sakınmada zor anlar yaşamıştı ve yaratığı yaralamak için tek fırsatı, yaratık, düşmanlarını korkuyla afallatma çabasıyla ruhani enerji emmek için küreğini toprağa sapladığı zaman gelmişti.

Yaratık KülliyatıYaban DomuzlarıYaratık Külliyatı

Bak şu küçük yaban domuzuna Sivriltiyor pırıl pırıl dişlerini Nasıl da sürtüyor onları orman zeminine ve ağaçların sert kabuklarına! Ne kadar da mutlu bir sırıtış var yüzünde Nasıl da düzgünce pençelerini ayırıyor Ve köyün kızlarını karşılıyor Nazikçe gülümseyen çenesiyle! Charolleli Louis, matematikçi, yazar ve şair Ormanda yaşayan bu hayvanlar, isimlerindeki "Yaban" tabirinden de anlaşıldığı üzere yabani, acımasız ve saldırgandır. Kaedwen eteklerinde yaşayan köylüler bu güne dek bu canlıların genç kızları yediklerine inansalar da, aslında çoğunlukla bitki kökleri ve meşe palamuduyla beslenirler. Ancak, vejetaryen beslenme tarzının onları zararsız kıldığını düşünmeyin. İri yapıları ve keskin dişleri, bu hayvanları kürkle kaplı gerçek bir savaş makineleri hâline getirir. Bunlar yetmezmiş gibi Doğa Ana, bu canlıları iki çift uzun diş ("boru" benzeri üst, "kılıç" gibi alt dişler) ile donatmıştır. Bu silahların da etkisiyle bu yaratıklar ormanların kâbusuna, ister insan, ister insansı, isterse de başka bir şey olsun ormanda yaşayan ya da oradan geçen herkese karşı bir tehdide dönüşür. Yaban domuzlarının ayrıca, bazı köylülerin "düdük" dediği, sert ve sopa benzeri burunları vardır. Ancak hiçbir domuzun böyle bir ses çıkardığı görülmemiştir. Bunun yerine kendilerine özgü bir horultu çıkarırlar ki bu ses bazılarına aşırı kilolu bir adamın horlaması gibi gelir. Köylüler arasındaki yaygın bir diğer inanca göre yaban domuzları çok asabidir ve sinirlendiklerinde çitleri devirip patates tarlalarını basarlar. Zaman zaman yalnız yaşadıkları görülse de, yaban domuzları doğada genelde nüfusu 3 ile 5 birey arasında değişen gruplar hâlinde bulunurlar.

Yaratık KülliyatıMezar CadılarıYaratık Külliyatı

İnsanların gnomlardan öğrenmesi gereken bir şey varsa o da ölü yakmadır. Cesetleri ulu orta gömmek resmen canavarlara davetiye çıkarmaktır! En iyi ihtimalle bazı hayaletler ortaya çıkar, karınlarını doyurur ve kendi korkunç işlerine bakarlar. Fakat Tanrı korusun eğer bir mezar cadısı sizin mezarlığınızda beslenmeye başlarsa, başınız asla beladan kurtulmaz." – Jacques de Villepin, Oxenfurt Akademisi Mezar cadıları gibi çok az canavar onlara verilen ismi hak eder. Tahmin edileceği gibi bu yaratıklar yaşlı ve şekli bozulmuş kadınları andırır ve mezarlıklar ile savaş meydanlarının etrafını mesken tutar. Mezar cadıları insan cesetleriyle ve özellikle de uzun, kavrama yeteneği yüksek dillerini kullanarak insan kemiklerinden emdikleri çürümüş ilikle beslenirler. Bir mezar cadısı çevresindeki tüm cesetleri tüketince insanları öldürmeye başlar ve sonra onları çürümeleri için mezarlığa gömer.

Yaratık KülliyatıİyelerYaratık Külliyatı

Kısa süre öncesine kadar küçük köylerin civarındaki alanlar koruyucu ruhlarla dolup taşmaktaydı. Bugünse brovnilere, bukkalara veya lutinlere rastlamak neredeyse imkânsızdır. Ve bu gibi durumlarda da iyeler her zaman ilk gidenlerdir. Uygarlığın atacağı bir iki adım uğruna ödediğimiz bedel işte bu. – Profesör Dorregaray'in yazdığı "Yitirdiğimiz Dünya" adlı eserin önsözünden İyeler, (bazen lutinlerle karıştırılırlar) insan yerleşimlerinin dışındaki oyuklarda ve yosun kaplı içi boş ağaç kütüklerinde yaşayan orman yaratıklarıdır. Davranış ve görünüş itibarıyla çocuklara benzerler ve yine çocuklar gibi de afacanlıktan keyif alırlar. İyeler, yuvalarının olduğu bölgeye derinden bağlıdırlar ve oyuklarının civarında yaşayanları korur ve kollarlar. Hayvanlar gibi insanlara da göz kulak olurlar ama doğaları gereği utangaç oldukları için bunu gözlerden uzak yapmaya çalışırlar. İyeleri neşe ve masumiyet çektiği için, çocukların arkadaşlığından keyif alırlar ve genellikle kendilerini sadece küçüklere gösterirler. Bu çalışkan ve zeki yaratıklar, göz kulak oldukları kişilere memnuniyetle küçük hizmetler gerçekleştirip, karşılığında sadece saygı ve yemek veya kenara atılmış aletler gibi ödüller beklerler. İyeler aynı zamanda huzurlarına ve sükunete de epey değer verirler. Bir iye, gözetlediği köy çok kalabalıklaşır veya eski adetler unutulursa yuvasını bir daha geri dönmemek üzere terk edip bilinmeyen bir istikamete doğru yol çıkar.

Yaratık KülliyatıGolyatYaratık Külliyatı

Efsaneye göre Golyat, bir zamanlar yeminli bir şövalyeydi ancak yeminini bozduğu için Gölün Hanımı tarafından cezalandırıldı. Birden deve dönüşen şövalye, dağlara kaçtı ve yalnızca açlık bastırdığı zaman karnını doyurmak için insanların yaşadığı düzlüklere indi. Efsanenin doğruluğu tartışılır olsa da, bu tehlikeli devin koyun çoban ayırt etmeksizin önüne geleni yediği su götürmez bir gerçektir, öyle ki mürebbiyeler, çocuklar sebzelerini yesin diye onları Golyat ile korkuturlardı. Golyat ilk bakışta zekası kıt, vahşi bir yaratık gibi görünse de, basit araç gereçleri kullanabilir ve güçlü ellerine aldığı herhangi bir şey, anında güçlü bir silaha dönüşür. Golyat, Geralt ile savaşırken bir değirmen taşı kullanıyordu ve her vuruşu gerçekten de eziciydi. Ancak, Geralt'ın dev öldürme konusunda tecrübesi vardı ve Milton de Peyrac Peyran, Palmerin de Launfal ve Guillaume de Launfal adlı üç şövalyenin de yardımlarıyla Geralt devi çok geçmeden alt etmeyi başarmıştı.

Yaratık KülliyatıZebanilerYaratık Külliyatı

Majesteleri'ne üzülerek belirtmeliyim ki Majesteleri'nin oğlu bir zebaniyi avlarken düştü. Kendileri, yamağı, rehberi, vurucuları, mahiyetindeki köylüler ve tazılarıyla beraber oracıkta öldü. – Kavin Jell, Vizima yakınlarındaki Villepin Konağı'nın idarecisi Zebaniler, kafaları boynuz ve ağızları diş dolu, yürüyen birer kas yığınıdırlar. Daha nadir olan kuzenleri bumbakveçler gibi sık ormanlarda, bataklıklarda ve sazlıklarda yaşarlar. Mümkün olduğunda insanlardan uzak dururlar ama bu mümkün değilse de onları öldürürler ve bunda da pek zorlanmazlar.

Yaratık KülliyatıOpinikusYaratık Külliyatı

İnce omurgalar, seyrek arka tüyler... Bir şahgrifin. – Rivialı Geralt

Yaratık KülliyatıUlfedinYaratık Külliyatı

Ulfedin mi? O ne yahu, bir tür balık mı? – Profesör Artibus Joannes Rack, coğrafya uzmanı, Skellige'de bir keşif gezisi sırasında kayboldu Ulfedin Skellige'de bolca bulunan bir kurtadam türüdür. Adaların zorlu ve bereketsiz toprakları bu yaratıkların neden insanları avladığını ve Kıta'da yaşayan akrabalarından daha güçlü olduklarını açıklamaya yeterli olmalıdır. Yaşlı ve özellikle tehlikeli ulfedinlere voref adı verilir. Tüm Skellige'de yalnızca birkaç cesur savaşçı bir ulfedini yenmeyi başarabilmiştir ve her birinin ismi hâlâ balatlarda geçer.

Yaratık KülliyatıAkça DullarYaratık Külliyatı

Daha önce böyle bir yaratık görmemiştim! Dev bir kırkayağa benziyordu ama tamamen bembeyazdı! – Doktor Vittorius de la Vega'nın Akça Dul ile ilk karşılaşması hakkındaki söyledikleri Dev kırkayakların ender görülen bu türü, yer altındaki oyuklarda yaşar ve adını, sıradışı beyaz renginden alır. Yaygın görülen dev kırkayanlar gibi, akça dulların vücutları da altından pek çok uzuv çıkan sert, kitin bir zırhla kaplıdır. Bu yaratıkların yumurtalarındaki besin dokular, mutajenik iksir yapımında eşsiz bir temel oluşturduğu için, bazı bilim insanları laboratuvar şartlarında akça dul yetiştirmektedirler.

Yaratık KülliyatıKovukanYaratık Külliyatı

Olay şöyle gerçekleşmişti… Ormandayken kötü bir yağmura yakalanmıştım. Kendi kendime "Oyuğumsu bir yere sığınayım da sırılsıklam olup üşütmeyeyim." diye düşünmüştüm. Ben de bir mağaraya girdim. Ama girmemle birlikte içerideki bir şey bana doğru kükredi! Oradan öyle hızlı kaçtım ki eve varana dek rüzgârdan kabanım kurumuştu. Velis Stail, otacı

Yaratık KülliyatıSakkubuslarYaratık Külliyatı

Yine mi? Yok artık be kadın, tükendim... – Smalltonlı Lester, bekaret yemini etmeden birkaç gün önce bir sakkubus ile konuşuyor Diğer yaratıkların aksine, sakkubuslar ve menadlar öldürme içgüdüsüne sahip değildir, insan kanına açlık duymaz ve zarar verme niyetinde olmazlar. Onları motive eden tek bir şey vardır: dindirilemez bir şehvet. Bunu, karşılaştıkları diğer insansılarla cinsel eylemlerde bulunarak, nafile bir şekilde köreltmeye çalışırlar. "Kurbanlarının" başlarda pek direnmediği açık olsa da, sakkubus ve menadların hiçbir tehlike arz etmediğini söylemek yanlış olur, asla bitmeyen yakınlaşmaları başlarda tatminkâr olsa da zamanla pek çok erkeği deliliğe, hatta ölüme, götürmüştür.

Yaratık KülliyatıErinyalarYaratık Külliyatı

Bir tüccar bir keresinde bana, bir erinyayı andırdığımı söylemişti. Tabii ki onu hemen erinya yuvalarından birine ışınladım ki ne kadar kötü bir benzetme yaptığını anlasın. – Lytta Neyd, Mercan olarak da bilinen sahire Hayal etmesi zor olsa da, Skellige'deki erinyalar, yakın akrabaları harpilerden daha iğrenç ve tehlikelidir. İyice çürümüş leşler tercih ettikleri besin olsa da, taze ete burun kıvırmazlar, erkek eti dâhil.

Yaratık KülliyatıBuz DeviYaratık Külliyatı

Hayatımda bir defa kaçtım. O da bir Buz Devi'nden. Aslını bilmek ister misin? Bundan zerre utanmıyorum. – Rasmund Kvaalkje, Tordarroch Klanı kürekçisi Bu güçlü, ilkel yaratık, muhtemelen ırkının son temsilcisidir. Buz Devi, bir insanı pek çok açıdan andırır, ama buz kadar mavi ve bir ağaçtan daha uzundur. Mantıklı bir varlık gibi görünse de, onunla iletişime geçmek için her teşebbüs bu güne dek aynı şekilde sonlanmıştır: Hızlı ve acı dolu bir ölüm.

Yaratık KülliyatıBeann'shielerYaratık Külliyatı

Beann'shieler inler ve haykırır, şayet onların ağlayışlarını duyarsan, o gece kendini ölülerin arasında bulacağından emin olabilirsin. - Dun Dâre'den bir dilenci Eski zamanlardaki söylentilere göre beann'shieler, başlarından sarsıcı deneyimler geçtiğinden ötürü yaşam ile ölüm arasında sıkışıp kalmış kadınların ruhlarıdır. Her ne kadar yaşayanlara bizzat saldırmadıkları söylense de iniltileri ve feryatları, yaklaşan ve kaçınılmaz olan ölümün alameti olarak görülür. Çoğunlukla kırışık yüzlü ve buruşmuş, cesetvari bedenlere sahip olan ve hem solgun hem de gözyaşıyla sırılsıklam hâlde olan kadın suretlerinde görünürler.

Yaratık KülliyatıSpriganlarYaratık Külliyatı

Mevsimi de geldi diye dut topluyordum. Aniden ağaçlar sallandı ve tam o anda… O şeyi görüverdim. - Ormandan dönen bir kadının hikâyesinden bir kesit. Spriganlar, leşen diye bilenen canavar türünün bir alt dalıdır. Erişilmesi zor, tenha ormanlık alanlarda onlara rastlamak oldukça kolaydır. Kışkırtılmadıkları sürece genelde insanlara saldırmazlar fakat sinirlendiklerinde, çok dehşet bir hâle bürünmeleri mümkündür, ki kayda değer bir kuvvete sahip olduklarından dolayı büyük hasarlara yol açabilirler. Spriganların bitkiler üzerinde hâkimiyeti bulunur ve onlarla aralarında ayrılmaz bir bağ vardır. Şayet bir kişi, onların hâkim olduğu alandaki yeşil bir şeye el sürecek olursa, derhal bir spriganın gazabına uğrar.

Yaratık KülliyatıAraknomorfYaratık Külliyatı

Örümcekle sinek yan yana durmaz. – Ofier atasözü Benzer bir söz de araknomorflar ve onların elinden kaçamayan canlılar, yani neredeyse dünyadaki tüm canlılar için söylenebilir. Bildiğimiz örümceklerin uzaktan ve Birleşim sonrasında hayat bulmuş kuzenleri olan araknomorflar genelde derin, karanlık mağaraları ve zaman zaman da ücra köşelerdeki sulak bataklıkları tercih ettiğinden ötürü, çiftçilerin ve ormanlıklarda yaşayanların günlük hayatlarında çok da endişe duymasına gerek yoktur. Ancak araknomorflar ile karşı karşıya gelen kişilerin yapabileceği en mantıklı şey, dua etmek ve taksiratının affını dilemektir, zira dünyadaki en hızlı insan bile bu yaratıklardan kaçamaz ve bu yaratıkları yalnızca birkaç efsunger dışında hiç kimse öldüremez. Dahası, bu yaratıkların araknomorf devleri adıyla bilinen daha saldırgan ve tehlikeli bir türü bulunmaktadır. Bu canlı, bütün bir sığırı bir saniyede yutabilecek kadar güçlüdür.

Yaratık KülliyatıBuz ElementalleriYaratık Külliyatı

Kendi kendime düşündüm, koca bir buz yığınının bir laboratuvarın ortasında işi ne? Sonra o buz yığını doğruldu ve bacaklarımı kırdı. – Yannick Lovt, hırsız Bir buz elementali büyüyle hayat verilmiş koca bir donmuş su kütlesidir. Kendine ait bir bilinci ya da iradesi olmayan bu elemental kendisini yaratan büyücünün emirlerine sonsuz bir sadakatle bağlıdır. Bu emirler genelde tek bir kelimedir: Öldür.

Yaratık KülliyatıGümüş BasiliskYaratık Külliyatı

Güzel bir çift çizme istiyorsun ha? Bana bir gümüş basilisk derisi getir, sana dünyanın kıskançlıktan çatlayacağı çizmeler yapayım. – Anatole Vizholy, Beauclairli kunduracı

Yaratık KülliyatıBergamanlarYaratık Külliyatı

Birkaç köylü, bir keresinde bir bergamanı öldürmem için krallara layık para verdi. Koca bir kese, ağzına kadar altın… Ama geri çevirdim. Sikke ölüye yaramaz. Hem bergaman bu, çatalkuyruk değil ya. – Zator, Crinfrid Yağmacıları üyesi Bergamanlar genelde ejderanlar veya çatalkuyruklarla karıştırılır. Ama hatanız olmasın, bergamanlar oldukça ölümcül ve inanılmaz tehlikeli yaratıklardır. Onları ejderan sanmak, o kişi için çok talihsiz sonlanacaktır. Ejderanlar, eğitimsiz bir adamı saniyeler içinde parçalayıp yiyebilecek olsa da, bergaman önce onu ateşiyle bir güzel kızartıp daha sonra yer.

Yaratık KülliyatıArakaslarYaratık Külliyatı

N'arache aen woed endicen [Uyuyan arakası uyandırma]. – Elf atasözü Güçlü kıskaçlar, jilet gibi keskin dişlerle dolu çene ve ölümcül toksinlerle dolu zehir salgı bezleri – bunlar arakasların ölümcül silahlarıdır. Bu yaratıkların menüsünde çoğunlukla insanlar ve çiftlik hayvanları olduğundan, arakas avlama kontratları bir efsungerin gelirinin önemli bir kısmını oluşturur.

Yaratık KülliyatıHortlaklarYaratık Külliyatı

Ölüler sessizliği sever derler. Ölüler sessizliği ne kadar sever bilmem ama hortlakların sevdiği kesin. – Heinrich Von Grott Hortlaklar görünüş itibariyle tüyler ürpertici ve tehlike olsalar da, bu yaratıklara kılıç çekili hâlde yaklaşılmamalı ya da gereksiz yere saldırılmamalıdır. Tek başlarınayken kimse için ciddi bir tehlike teşkil etmezler ve savaşmaktan ziyade, kazanlarında pis içkiler yapmakla ilgilenirler. Bu tür, son zamanlarda yeni mezarlıklara ve toplu mezarların olduğu yerlere dadansa da genel olarak, kadim mezarlık alanlarında yaşarlar. Hortlaklar kış aylarını insanların uykusuna benzeyen bir uyuşukluk hâlinde geçirirler. Neredeyse her zaman tek başlarına yaşarlar, aslında bu yaratıklar hiçbir zaman grup hâlinde görülmemiştir. Ancak hortlaklar, kendi alanlarının tehlikeye girdiğini hissederse, ki bunun için hortlağın alanına adım atmak başlı başına yeterlidir, tehlikeli yaratıklara dönüşürler ve hatta diğer yaratıklardan yardım çağırmak uğruna yalnız yaşamlarından taviz verebilirler.

Yaratık KülliyatıKöligeYaratık Külliyatı

Kölige, suçluluk ve affedilmeyen hatalar yüzünden acı çeken suçlu bir vicdanın vuku bulmuş hâlidir. Bir adam hafifmeşrep kadınlarla yatıp kalkarak günah içinde yüzmektedir ve geceleri gözüne uyku girmez, daha sonrasında bu yüzden, uydurduğu bir tür köligeyi veya tayfı suçlar ve meyhanede de bu konuda konuşup durur. - Dallı Sabine, Peygamber Lebioda mistiği ve rahibesi.

Yaratık KülliyatıAyılarYaratık Külliyatı

Ayılar hakkındaki şu maniyi bilir misin: "Tırmanır dağa, bakmak için etrafa." Bu duyduğum en saçma şeylerden biri. Bir ayı bir dağa tırmandığında, bu bakınmak için değildir. Avlanmak içindir. Öldürmek içindir. – Jahne Oldak, saray avcısı Ayılar hem etçil hem otçuldur, bu da menüsünde yemişler, kökler ve somon balığı haricinde insanlara da yer ayırdığı anlamına gelir. Konu insanlar olduğunda, genellikle farkında olmadan bölgelerine giren yolcuları veya böylesi hayvanları avlamayı hayat gayesi edinmiş avcıları yerler. Ayıların, renkleri yanı sıra ebat ve güç olarak da birbirlerinden ayrılan, birkaç alt türü vardır: Siyah ayılar, kutup ayıları ve mağara ayıları. Fakat hepsinin taşıdığı tek bir ortak özellik vardır: Neredeyse emsalsiz bir öldürme kabiliyeti.

Yaratık KülliyatıDevsporlarYaratık Külliyatı

Bana sorarsan çiçek gibi duruyor. İğrenç, tiksinç bir çiçek. – Blasco Tennerbe'nin son sözleri Devsporlar, olağanüstü acımasızlıkları ve kana susamışlıklarıyla bilinen güneş güllerinin özelliklerini taşıyan, devasa ve estetik olan nahoş çiçeklere benzemektedirler. Ancak devsporlar, en büyük güneş gülünden bile katbekat daha tehlikelidirler. Tuhaf görünüşleri sebebiyle, diğer bitkilerin arasından ayırt edilmeleri oldukça güçtür. Diğer bitkilerden ayırt edilebilecek kadar yaklaşıldığında, artık kaçmak için çok geç olmuş demektir. Yaygın kanıya göre, devsporlar ölen kişilerin kanıyla gübrelenen topraklarda filizlenen lanetli bitkilerdir. Bu bitkiler genelde pogromların, kanlı ayinlerin ya da acımasız cinayetlerin yaşandığı yerlerde yetişir. Günümüze kadar renk itibariyle birbirlerinden ayrılan dört çeşit devspor gözlemlenmiştir: Bunlar kahverengi (en tehlikesizi), yeşil ve mor (en tehlikelisi) olanlardır. Ban Ardlı büyücüler tarafından ekildiği söylenilenin son çeşitse gücü, yeşil renkli kuzenlerine oldukça benzeyen sarı devspordur.