Basic stats and details
Puan maliyeti: 1
Oyun ana sayfasıThe Witcher 3: Wild Hunt RemasteredTüm oyunlarDünyayı keşfet
Etki alanına giren düşmanları yavaşlatan bir büyü tuzağı.

Puan maliyeti: 1
Dünyayı keşfet

Etkili araçlar · Bruksa gibi görünüyordu ama bruksa falan değildi… - Bir Falkoane ayanı ile bir efsunger arasında geçen konuşmadan bir kesit. Alpler, görünüş olarak bruksalara benzeyen vampirlerdir. Kimileri onlara tayf demektedir, ki tayflar gibi insanları avlayıp işkence ettikleri düşünülecek olursa bu, uygun bir yakıştırmadır. Hayvan olarak görünebilseler de genellikle kadın suretine bürünmeyi tercih ederler. En çok, köy yakınlarında kol gezdikleri görülmüştür. Geceleri saldırırlar ve dolunay vakitleri en faal oldukları zamanlardır. Alp salyasının, uyutabilme özelliği bulunur, uyuyan birine uygulandığında ise korkunç rüyalar görmesine yol açabilir. Kimileri, sağlıklı biçimde yatmaya gitmiş fakat sabahleyin damarlarına bir damla bile kan olmadan bembeyaz kesilmiş hâlde bulunan adamlarla ilgili efsanelerin alplerden kaynaklandığını öne sürmektedir.

Etkili araçlar · Günahtan uzak dur! Fenalıktan vazgeç! Şayet iraden kötülüğe boyun eğecek olursa Vizima Varoşları'nın akıbetini aklına getir! Oradakilerin başına bela olan korkunç bargestleri anımsayıp tövbe et! - Tretogorlu Vaiz Yomen'den "Bayram ve Cenaze Vaazı" Basit düşünen veya batıl inançları olan kişilerin iddiasına göre tanrılar, bilhassa kötü eylemlerde bulunanlara, geceleri yollarda kol gezen ve ruhani bir köpek olan "bargest" suretinde tayflar gönderirmiş. Her ne kadar buradan yola çıksalar da, azizler de günahkârlar da bargestlerden korkmalıdır çünkü bu yaratıklar, her ikisine de aynı vahşilikle saldıracaktır. Efsungerlerin tanrılara inandığı ender rastlanır fakat bargestlerin varlıklarını kabul ederler ve geçmişte yaşanmış trajik hadiselerle aralarında her daim bir bağ bulunmuştur. Ancak onların açıklamasına göre bargestler, bir lanetten veya pek çok kötü niyetli fikrin ve eylemin birikiminden ortaya çıkmıştır.

Etkili araçlar · Şayet ormandan geçmen gerekiyorsa, aynı anda birkaç farklı çeşit kuşu duyabileceğin kısımlardan uzak dur. O duyacağın ses, bruksanın bölgesine girdiğin ve hayata gözlerini yumacağın anlamına geliyor. - Meçhul birinden tavsiye Bruksalar nadir yaratıklar olduğu için çok şanslıyız. Kendi güvenliklerini fazlasıyla önemsemeleri ve inlerini gafil avlanamayacakları yerlere kurmaları dolayısıyla çoğu bruksa, yoğun nüfusun olduğu yerlerin uzağında yaşamaktadır. İnsanlara yakın yaşamayı seçenleriyse kalabalıklardan uzak durur ve barınaklarından yalnızca geceleri çıkar. Çıktıklarındaysa onları, gece pansiyonlarına yetişmeye çalışan seyyahlarla karıştırmak işten bile değildir. Yine de bazı ufak ayrıntılar onları ele verir: Kuşlarla olan yakın bağları, havayı delen sesleri ve nefes kesecek kadar hızlı hareketleri… Bruksalar insanlara nazaran çok daha hızlı ve güçlüdür ancak sahip oldukları en değerli vasıf, görünmez olabilmeleridir.

Etkili araçlar · Küçük vahşi domuzun Nasıl da parlak boynuzu, Orman tabanında tepinir, Ağaç kabuklarına sürtünür! Bak nasıl da güler Pençelerini nasıl büker, Küçük kızları da yanına, Gülümseyerek çeker! Charolleli Louis, matematikçi, yazar ve şair Bu orman yaratıkları, isimlerinden de anlaşılacağı gibi "vahşi", yani evcilleşmemiş, pis ve saldırgandır. Bugüne dek çevre Kaedwen köylerindeki birçok köylü, vahşi domuzların genç kızlarla beslendiğine inanır ama aslında, açlıklarını genelde kökler ve palamutla doyururlar. Ancak bu vejetaryen diyetleri yüzünden zararsız olduklarını düşünmeyin. Hatta bu hayvanların sağlam yapıları ve keskin dişleri onları birer kürk kaplı saldırı makinesini dönüştürmüş durumda. Tabiat Ana onlara ayrıca bir çift de üst "kaval", dişler, ve alt "bıçaklar" vermiş, ki bu silahların toplamı da bu canavarı ormanın afeti kılıyor, bu, ormana giren veya orada yaşayan herkes için geçerli. Ayrıca, köylülerin düdük dediği sert, sopaya benzer burunları vardır, gerçi hiçbir domuzun düdük benzeri bir ses çıkardığı da görülmüş değildir. Onun yerine, çok şişman bir adamın horlama sesine benzeyen, kendilerine has bir homurtuları vardır. Bir diğer köylü inanışı da domuzların çok alıngan olduğuna dairdir, eğer onları incitirseniz, öfkelerini çitleri yıkıp, patatesleri ezerek çıkarırlarmış. Bazen her ne kadar yalnız yaşasalar da, domuzlar genelde üç beş hayvanın bir arada olduğu gruplar halinde dolaşır.

Etkili araçlar · Daha önce böyle bir yaratık görmemiştim! Dev bir kırkayağa benziyordu ama tamamen bembeyazdı! – Doktor Vittorius de la Vega'nın Akça Dul ile ilk karşılaşması hakkındaki söyledikleri Dev kırkayakların ender görülen bu türü, yer altındaki oyuklarda yaşar ve adını, sıradışı beyaz renginden alır. Yaygın görülen dev kırkayanlar gibi, akça dulların vücutları da altından pek çok uzuv çıkan sert, kitin bir zırhla kaplıdır. Bu yaratıkların yumurtalarındaki besin dokular, mutajenik iksir yapımında eşsiz bir temel oluşturduğu için, bazı bilim insanları laboratuvar şartlarında akça dul yetiştirmektedirler.

Etkili araçlar · Geralt'ın Corvo Bianco'da karşılaşıp kendini savunurken öldürdüğü bruksa, türünün diğer yaratıklarından daha farklıydı. İlk olarak daha zekiydi, hatta insan dilindeki kelimeleri çok zorlanmadan telaffuz edebiliyordu. Dahası bu bruksa, Beauclair'de kol gezen ve dönemin esrarengiz katili olan Yaratık'a bağlıydı. Geralt, onunla savaşırken epey zorlanmıştı. Diğer bruksalar gibi bu da bütün insanlara kıyasla çok daha güçlü ve hızlıydı ve görünmez olup ses dalgalarıyla saldırabilmekteydi. Tüm vampirler gibi o da kurbanının kanını emmeyi amaçlıyordu. Bu demek oluyordu ki böyle yaratıklara karşı kullanılan olağan savunma aracı olan Kara Kan iksiri, etkili bir silahtı. Keza, Ay Tozu bombası ile hiç şüphesiz efsungerin güvenilir gümüş kılıcı da bir o kadar kullanışlı olacaktı.

Etkili araçlar · Benekli hortlaklara karşı en iyi savunma yöntemi mi? Sakin ol ve onlara ilişme. – Roderick Giligan tarafından benekli hortlaklar hakkında yazılmış bir eser. Benekli hortlaklar, soyları efsungerler tarafından kurutulan bir hortlak türüdür. Diğer hortlaklara nazaran daha büyüklerdir ve isimlerini üzerlerindeki iri lekelerden ve akıntılardan alırlar. Benekli hortlaklar genelde ıssız mezarlıklarda ve boş ormanlarda yaşarlar ancak zaman zaman terk edilmiş insan yerleşimlerini mesken tuttukları da olmuştur. Benekli hortlaklar buralarda en büyük tutkularıyla ilgilenebilirler, kendi akıntılarından içki yaptıkları bir tutku. Benekli hortlaklar rahatsız edilmedikleri zaman saldırmazlar. Ancak tehdit altında hissettikleri zaman gerçekten de tehlikeli olabilmektedirler. Soğuk aylarda ya da mevsim sıcaklıkları normalin altına düştüğü zamanlarda uyuşuk bir hâl alırlar, bu durumdayken de kolay av olurlar. Bu yaratıklar faal dönemlerindeyken dahi, efsungerlerin Yrden İşareti'ni hünerle kullanarak onları kolayca alt ettiği söylenir. En azından efsunger ilminde öyle der.

Etkili araçlar · Madem bu saç, parlak zırhlar içindeki şövalyenin birini yukarı çekmeyecek, bari bir işe yarasın. - Uzunlüle'nin son sözleri. Aşk hikâyelerinin trajik sonları olabileceğini herkes bilir fakat bu gibi şeylerin, daima mutlu sonla bitmesi için yaratılmış peri masallarındaki prenseslerin de başına gelebileceğini çok fazla kişi düşünmez. İşte Uzunlüle de böylesine trajik bir kahraman olma talihsizliğinden muzdaripti. Dükün kızlarının büyümesinden ve Binbir Masal Diyarı'nın yoldan çıkarak vahşileşmesinden sonra, beklediği prens hiç gelmeyen ve büyük bir yalnızlık içinde olan Uzunlüle, saçıyla kendini asmaya karar verir. Fakat ölümünün ardından hayaleti, talibini beklediği kaleyi mesken etmeyi sürdürmüştür.

Etkili araçlar · Tuğlayla niye uğraşasın? Bu iklimde, samandan bir ev bile rahattır. – küçük bir domuzcuk Üç domuzcuk, oldukça talihsiz bir olayın en iyi örneklerinden biridir. Yumuşak kalpli, sıcak, saf yaratıkları bile kendi hâllerine bırakırsan, öyle uzun süre aynı iyi hâlde kalamazlar. Binbir Masal Diyarı'ndan üç domuzcuk, Artorius Vigo'nun bakımından yıllarca yoksun kalmıştı. Bu süre zarfında tamamen vahşileşmişler ve harabe evlerine yaklaşan herkese saldıran üç vahşi boğaya dönüşmüşlerdi.

Etkili araçlar · Toussaint dükalığının büyüleyici bitki ve hayvan varlığı içerisinde, dev kırkayaklar gibi rahatsızlık verici türlere de rastlamak mümkündür. Bu yaratıklar yalnızca görünüş itibarıyla rahatsızlık vermekle kalmaz, insan etine de devasa zararlar verir. Bu yaratıklardan kesinlikle uzak durmanızı tavsiye ederim. – "Toussaint'ya Bir Ziyaret," Peterin Safles'in pek çok gezi yazısından biri Dev kırkayaklar, dünyanın dört bir tarafında yaşasalar da özellikle Toussaint topraklarında (ya da toprak altlarına demek daha doğru olur) sıkça karşılaşılabilen, büyük böceğimsi yaratıklardır. Dev kırkayaklar genelde şayelmarlarla yaşarlar, bu sebeple aralarında bir tür ortak yaşam döngüsü vardır. Bu döngüde kırkayaklar, şayelmar gübrelerini yiyen küçük canlılarla beslenirler. Sert, kitin zırh, devasa kırkayağın neredeyse tüm vücudunu kaplar. Bu kabuğun altından ise sıralar boyunca uzanan çengelsi etli uzuvlar çıkar. Dev kırkayaklar inanılmaz bir hızla yer altına gömülüp birdenbire başka bir yerde belirebilirler. Kırkayaklar kendilerine bir hedef belirlediklerinde, ona darbe indirecek kadar yaklaşmak için büyük bir kararlılıkla hedeflerinin etrafını sararlar. Öncelikli olarak güçlü alt çeneleri ile saldırırlar ancak asit fışkırtmalarını sağlayan salgı bezleri de vardır.

Etkili araçlar · Bir heyulanın çoğu zaman bir nesneyle (hayattayken çok sevdiği bir şey) ya da bir mekânla (örneğin öldüğü yer) bağı vardır. Her iki durumda da aynı etmenle karşı karşıyayız: Heyulanın gücünü aldığı, güçlü bir duygusal bağ. – Inigo Swann, "Doğal Dünyanın Ötesi." Geralt, von Everecler'in terk edilmiş malikânesinde dolanırken, bir kadının eve musallat olmuş heyulasıyla karşılaştı. Huzursuz ruhun, evin mobilyaları, özellikle de duvarda asılı duran tablolar üzerinde bir hâkimiyeti vardı. Tabloların tuvalleri arasında özgürce hareket edebiliyor, birinden girip diğerinden çıkabiliyordu. Başta Geralt'ı korkutup araştırmasını yarım bıraktırmaya çalışsa da bu stratejinin işe yaramayacağı anlaşılınca doğrudan saldırıya geçti. Geralt'ın heyulaya karşı verdiği savaş oldukça çetin geçti, çünkü öfke dolu heyula, gözü dönmüş bir saldırganlıkla hücum ediyordu. Darbelerini savuşturmak için Geralt, nefes almaya ya da kendi saldırısını gerçekleştirmeye fırsat bulamadan, şimşek hızında hareket etmek zorunda kalmıştı. Dahası heyula, çevresindeki tablolar ile bir bağ oluşturmuştu ve efsunger bu bağı koparana dek, kaybettiği gücünü sürekli geri kazanacaktı. Tablodaki Heyula'ya karşı galip gelmenin kilit noktası, heyulanın darbelerini savuşturmaktan ve sadece doğru anlarda saldırmaktan geçiyordu. Telaşla yapılan her saldırı teşebbüsü, heyulanın ölümcül karşı saldırıları ile cezalandırılıyordu.

Etkili araçlar · Bak şu küçük yaban domuzuna Sivriltiyor pırıl pırıl dişlerini Nasıl da sürtüyor onları orman zeminine ve ağaçların sert kabuklarına! Ne kadar da mutlu bir sırıtış var yüzünde Nasıl da düzgünce pençelerini ayırıyor Ve köyün kızlarını karşılıyor Nazikçe gülümseyen çenesiyle! Charolleli Louis, matematikçi, yazar ve şair Ormanda yaşayan bu hayvanlar, isimlerindeki "Yaban" tabirinden de anlaşıldığı üzere yabani, acımasız ve saldırgandır. Kaedwen eteklerinde yaşayan köylüler bu güne dek bu canlıların genç kızları yediklerine inansalar da, aslında çoğunlukla bitki kökleri ve meşe palamuduyla beslenirler. Ancak, vejetaryen beslenme tarzının onları zararsız kıldığını düşünmeyin. İri yapıları ve keskin dişleri, bu hayvanları kürkle kaplı gerçek bir savaş makineleri hâline getirir. Bunlar yetmezmiş gibi Doğa Ana, bu canlıları iki çift uzun diş ("boru" benzeri üst, "kılıç" gibi alt dişler) ile donatmıştır. Bu silahların da etkisiyle bu yaratıklar ormanların kâbusuna, ister insan, ister insansı, isterse de başka bir şey olsun ormanda yaşayan ya da oradan geçen herkese karşı bir tehdide dönüşür. Yaban domuzlarının ayrıca, bazı köylülerin "düdük" dediği, sert ve sopa benzeri burunları vardır. Ancak hiçbir domuzun böyle bir ses çıkardığı görülmemiştir. Bunun yerine kendilerine özgü bir horultu çıkarırlar ki bu ses bazılarına aşırı kilolu bir adamın horlaması gibi gelir. Köylüler arasındaki yaygın bir diğer inanca göre yaban domuzları çok asabidir ve sinirlendiklerinde çitleri devirip patates tarlalarını basarlar. Zaman zaman yalnız yaşadıkları görülse de, yaban domuzları doğada genelde nüfusu 3 ile 5 birey arasında değişen gruplar hâlinde bulunurlar.

Etkili araçlar · Kız, göletin kenarında geziyormuş. Orada, mis kokulu zambakların ve geniş nilüfer yapraklarının arasında hiç alışılmadık bir şey görmüş: Siğilli başının üzerinde altın bir taç duran, küçük, yeşil bir kurbağa. Bu tuhaf, minik yaratığın büyüsüne kapılan kız, onu eline almış ve öpmüş. Küçük kurbağa birdenbire yakışıklı bir prense dönüşmüş. Büyük bir minnet duyan prens, kıza evlenme teklifi etmiş. – Halk masalı, yazarı bilinmiyor Eskimeyen öyküler, her zaman içlerinde bir gerçeklik payı barındırır. Kurbağa prens efsanesi de buna istisna değildi. En azından Oxenfurt halkı, lağımlarda kol gezen devasa bir kurbağa olduğunu öğrenince bu masalın gerçek olduğuna inanmak istemişti. Ancak aşk ve daha iyi bir hayat arayışında kurbağanın peşine düşen kadınların hikâyesi, oldukça mutsuz bir sonla bitmişti. Karşılaştıkları yaratık küçük, tatlı bir kurbağa değil, kadınların öpücük isteklerini reddetmekle kalmayıp, onları ve salgı kaplı inine yaklaşan başka her şeyi açgözlülükle mideye indiren kana susamış bir canavardı.

Etkili araçlar · Melitele, Yüce Ana'mız, bizi kötülükten koru, kirli şeytan ve adi iblislerden sakın, özellikle de katakanların ve nekuratların pençelerinden... – bir dua parçası Katakanlar ve daha tehlikeli soydaşları nekuratlar, insan korkusunun vücuda gelmiş halleridir. Gölgelerde saklanırlar. Kanla beslenirler. Büyük yarasaları andırırlar, uzun dişleri ve daha da uzun pençeleri vardır. Sanki bunlar yeterince korkunç değilmiş gibi, görünmez olabilir, saldırılarının korkusu, kurbanlarını sarmalamadan önce fark edilmeden bekleyebilirler.

Etkili araçlar · Yani... Bu şey mi demek... Zula heyulanın ta kendisi mi? – Bolko, Ortakoru ayanı

Etkili araçlar · Birileri bir şeyler pişiriyormuş... Bu... Bu bir insan kemiği... Bir çocuğa ait. – Rivialı Geralt

Etkili araçlar · İçeri kaçıyorum, kapıları kilitliyorum ve o sesi duyuyorum: Birileri benim adımı fısıldıyor. Mikkjaaal, Mikkjaaal! Mikkjal, Eldberg deniz feneri bekçisi

Etkili araçlar · Vampir ısırıkları ve... Kesif alkol kokusu. – Rivialı Geralt

Etkili araçlar · Micko ve çetesi mi? Onlar da kim? Dört eleman, sarhoş ve işe yaramazlar o kadar. Biraz içtikten sonra, her biri Ak Hanım'ı becerebileceğini düşündü, belki de Hanım ondan sonra gitmiştir. – Konuşma, Novigrad'ın dışındaki bir tarlada duyuldu.

Etkili araçlar · Geceheyulaları bu engin hüznü, bu çaresiz gazabı etrafına yayar… Herkes gibi onlardan korkarım. Fakat en çok da onlar için üzülürüm. – Aelline Altsparr, elf bestekâr. Geceleri dolaşan diğer yaratıklara (örneğin katakanlar, nekuratlar ve kurtadamlar) kıyasla heyulalar (ve onların daha ender görülen kuzenleri, akşamheyulaları) pek de tehlikeli olmayabilir. Sonuçta parçalanmış giysilerin içindeki soluk tenli bir kadın ne kadar tehlikeli olabilir ki? Cevabı: Oldukça fazla. Bunu zor yoldan öğrenmek yerine, ne pahasına olursa olsun geceleri kavşaklardan ve çayırlardan kaçınmak gerekir.

Etkili araçlar · Genel kanının aksine, gün ortasında köylüler işlerini güneşten kaçmak için yarıda bırakmazlar. Öğlenheyulalarından sakınmak için yarıda bırakırlar. – Vlad Reymond, Köylüler ve Gelenekleri Güneşin en tepeye ulaştığı bilhassa yakıcı yaz günlerinde heyulalar, uzun ve beyaz bir elbise giymiş, güneşin kavurduğu bir kadın kılığında ortaya çıkarlar. Bunlar, düğünlerinden hemen önce kötü bir şekilde ölmüş genç kadınların ve kızların ruhu olan öğlenheyulalarıdır. Acı ve öfkeyle deliye dönmüş bu heyulalar etrafta dolanarak vefasız aşıklarını ya da arkadan bıçaklayan hasımlarını ararlar fakat önlerine çıkan ve zamanında kaçmayan herkesi öldürürler. Bu dünyaya bağlanmalarının sebebi genellikle yoğun duygusal öneme sahip bir nesnedir. Bu yüzden yerde bir nişan yüzüğü ya da yırtık bir duvak bulursanız asla almamalı ve oradan derhâl uzaklaşmalısınız.

Etkili araçlar · Hastalar, üzeri yaralar ve çıbanlarla kaplı, etrafında sıçanların cirit attığı bir kadın halüsinasyonu görüyorlar. Bu belirtiler, hastaya banotu ve gelincik özü verildikten sonra azalıyor." – Joachim von Gratz'ın notları, Novigrad'taki Vilmerius Hastanesi Bir bölgede veba salgını başladığında, o topraklarda bir ruh dolanmaya başlar. Bu ruh, eti kemiklerine kadar çürüyen ve etrafında sıçanların cirit attığı hasta bir kadını andıran bir hayalettir. Hiç kimse bu ruhun hastalığı da beraberinde getirip getirmediğini ya da ışığa doğru uçan böcekler gibi hastalığın onu oraya çekip çekmediğini bilmiyor. Fakat şu kesin ki, acı ve ıstırap çektirmekten ve adamların inlemelerini duymaktan hoşlanıyor.

Etkili araçlar · İnsanların gnomlardan öğrenmesi gereken bir şey varsa o da ölü yakmadır. Cesetleri ulu orta gömmek resmen canavarlara davetiye çıkarmaktır! En iyi ihtimalle bazı hayaletler ortaya çıkar, karınlarını doyurur ve kendi korkunç işlerine bakarlar. Fakat Tanrı korusun eğer bir mezar cadısı sizin mezarlığınızda beslenmeye başlarsa, başınız asla beladan kurtulmaz." – Jacques de Villepin, Oxenfurt Akademisi Mezar cadıları gibi çok az canavar onlara verilen ismi hak eder. Tahmin edileceği gibi bu yaratıklar yaşlı ve şekli bozulmuş kadınları andırır ve mezarlıklar ile savaş meydanlarının etrafını mesken tutar. Mezar cadıları insan cesetleriyle ve özellikle de uzun, kavrama yeteneği yüksek dillerini kullanarak insan kemiklerinden emdikleri çürümüş ilikle beslenirler. Bir mezar cadısı çevresindeki tüm cesetleri tüketince insanları öldürmeye başlar ve sonra onları çürümeleri için mezarlığa gömer.

Etkili araçlar · Kirli bir elbise giyiyor, tam bir paçavra, derisi kemiklerinin üzerinden dökülüyor. Ayrıca, o sürekli uluyor... Acısı varmış gibi... –Ak Bostanlı Odolan

Etkili araçlar · Ölmeden önce tüm işlerini hallet. Sevdiklerinle vedalaş. Vasiyetini yaz. Yanlış yaptığın kişilerden af dile. Aksi halde bu dünyadan tam olarak asla ayrılamayabilirsin. – Paule Vikar, köylü şifacısı, ölmekte olan bir adama öğütler Rahipler ve âlimler, ruhun ölümden sonra onu ebedi huzurun ya da azabın beklediği başka bir dünyaya gidip gitmediğini tartışır dururlar. Ancak her iki taraf da, son nefesini veren bir bedene ait ruhun bir sebeple bu dünyadan ayrılamadığında neye dönüştüğü konusunda hemfikirdir: Heyulalar. Onların hüzünlü bağırışlarını duyanlar, kendi sonlarının böyle olmamasını diler.